20 — Hanımının ayıblarını, sırlarını, herkesten
gizlemelidir.
21 — Hanımına latîfe, şaka söylemeli ve kadın
gibi olup, oyunlar yapmalıdır. Nitekim, Allahü teâlânın sevgilisi, hanımlarına
karşı, insanların en zarîfi idi. Hattâ bir kere Âişe validemiz ile yarış etti.
Âişe vâldemiz geçti. Bir daha yarış ettiklerinde, Resulullah geçti. Müslümânın
hanımı ile oynaması, boş ve günâh değildir, sevaptır.
22 — Hanımını cadde üstünde, parklara, oyun
yerlerine, spor sâhalarına, mekteblere karşı olan evlerde oturtmamalı, yabancı
erkekleri görmesine, onlarla konuşmasına sebeb olmamalıdır. Sâlih müslümân
komşular arasında oturtmalıdır. Sâlih komşular, bunların birbirlerine zulüm,
işkence yapmalarına mâni’ olurlar. Nasîhat ederler. Yardımlarına koşarlar.
Böyle mahalleye, böyle şehre hicret etmek vâciptir. Müslümanlar, âilesini, iyi
havalarda, çayırlara, su kenârlarına, harâm bulunmıyan, kalabalık olmayan
yerlere götürerek gezdirmeli, hava aldırmalıdır.
23 — Hanımını, islâmiyetin yasak ettiği
şekilde tahsîle, vazîfeye, fitneye sebep olan yerlere göndermemelidir.
Kadının, yanında kocası veya ebedî
mahremlerinden biri olmadan yüzdört kilometre uzağa gitmesi harâmdır. Kadınlar
çok olsa da harâmdır.
24 — Hanımına Kur’ân-ı kerîm okumasını, farzlardan,
harâmlardan, ona lâzım olanları öğretmelidir. Allahü teâlânın emirlerini ve
yasaklarını bilmeyen fâsık, kötü kimse ve hanımına ve çocuklarına öğretmiyen,
Cehennemde azâb çekecektir.
25 — Hanımından izinsiz çocuk olmaması için
tedbir almamalı ve cimada, o râhatlanmayınca ferâgat etmemelidir.
26 — Hanım, yalnız evde kocasına karşı
süslenip, başka kimselere süslenmemelidir. Hanımı ve kızları açık gezen
erkekler, onlarla birlikte Cehenneme gidecek, çok acı azâb çekeceklerdir.
27 — Hanımından iznsiz sefere, hattâ nâfile
hacca gitmemelidir.
28 — Hanımı namaz kılıyor ve kendisine itâ’at
ediyorsa ve yabancı erkeklere açık saçık görünmiyorsa, ondan başka
evlenmemelidir. Zîrâ, hanımleri arasında adâlet ve eşitlik yapmayanlar
Cehenneme gideceklerdir. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu
ki: “İki hanımı olup da, ikisine eşit
bakmayan kimse, kıyâmet günü, mahşer meydânına yarı iğrilmiş olarak
gelecektir”.
29 — Hanıma, gamını, kederini, düşmanlarını,
borclarını söylememelidir.
30 — Ona, yanında ve olmadığı zamanlarda, hep
hayr düâ etmeli, fenâ düâ etmemelidir. Çünkü, gece gündüz onun için
çalışmaktadır. Onun aşçısı, terzisi ve malının bekcisi ve yoldaşı ve mûnisi ve
yârı ve nigârıdır.
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Erkeğin vazîfelerinden birisi de hanımını boşamamasıdır. Allahü teâlâ, bütün
mubâhlar (ya’nî izn verdiği şeyler) içinde yalnız, talâk vermeği (ya’nî
boşamağı) sevmez. Zarûret olmadıkca, birini incitmek câiz değildir.
Kızını fasığa vermemeli
Dînini bilen ve seven erkekler, her hareketinde
islâmiyyete uyarak, hem kendilerine, hem de âile ve akrabâlarına ve bütün
mahlûklara hayrlı ve faydali olur. Bunun için, kızını seven ve onun dünyâda ve
âhırette mesûd olmasını isteyen, onu açık sokağa çıkarmamalı, dîni ve ahlâkı
bozan televizyonları, radyoları dinlemesine ve böyle olan sinemalara ve
topluluklara gitmesine mâni’ olmalıdır.
Müslümân olan kimse, kızını müslüman ve sâlih
kimselere vermelidir. Mal ve apartman ve mevkı’ sâhibi değil, din ve ahlâk
sâhibi dâmâd aramalıdır. Kızını kâfire veren kimsenin kendisi de, kızı da kâfir
olur.
Peygamberimiz buyurdu ki:
“Bir kimse, kızını fâsıka (kötü kimseye)
verirse, Allahü teâlânın emânetine hıyânet etmiş olur. Emânete hıyânet
edenlerin gideceği yer, Cehennemdir”.
“Kızını fâsıka
veren kimse, mel’ûndur”.
“Şefâ’atime
kavuşmak istiyen, kızını fâsıka vermesin!”
“Yâ Alî! Üç
şeyi gecikdirme! Nemâzı evvel vaktinde kıl! Hâzırlanmış cenâzenin nemâzını
hemen kıl! Dul veyâ kızı küfvü, dengi isteyince, hemen evlendir!” Yanî nemâzını kılan ve günâh işlemiyen ve nafakasını
halâlden kazanan birini bulunca, hemen ona ver, buyurdu.
EŞLERİN BİRBİRİ ÜZERİNDEKİ HAKLARI
Erkeğin hanımı üzerindeki hakları
Erkeğin hanımı üzerinde hakkı çoktur. Kadın kocası ile iyi
geçinmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kadının cihâdı, kocası ile iyi geçinmektir.”
Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyliyerek
hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peyamber aleyhisselâm, kadının bu
hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki:
“Hanımına selâm söyle, yarı şehid sevâbına
kavuştuğunu haber ver!”
Kadınların Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Kadın, beş
vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına muti
olursa, Cennete girer.”
“ Kocası razı
olduğu halde ölen kadın Cennete girer.”
Kadına zînet eşyâsı mubâhtır. Zînet almak için kocasını
müşkül duruma düşürmemeli, yabancılara zînetlerini göstermemelidir! Böyle
olunca zînetleri Cennete girmelerine ma'nî olmaz.Hadis-i şerifte, “Cennette kadınların az olduğunu gördüm.
Sebebini sordum. "Onları altın ve zînet eşyâsı meşgûl etti." dediler.”
buyuruldu.
Kocasına, elinden geldiği kadar güler yüzlü davranıp, sevgi
göstermeli, dili ile de onu incitmemelidir. Resulullah,“Kıyâmette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70
arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik
ve bedeni parçalanmış hâle çevirir.” buyurdu.
Kadın, “Senden ne gördüm” diyerek küfrân-ı ni'mette
bulunmamalıdır! Peygamberimiz, “Eğer
kocalarına karşı küfrân-ı ni'mette bulunmasalar, namaz kılanlar hemen cennete
girerdi.” “Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm.
Sebebi de, çok la'net ederler ve kocalarına karşı küfrân-ı ni'mette
bulunurlar.” buyurdu.
Kocasına bir iyilik yapmışsa, başına kakmamalıdır. Yeme ve
giyme gibi husûslarda kocasını üzmemeli, yapamayacağı şeyi ondan istememelidir!
Kocasının şerefini korumalı, her işte onun rızâsını kazanıp gönlünü hoş etmeye
çalışmalıdır! Hadis-i şerifte,
“Kocanın
hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O hâlde
kocasının hakkını gözetmeyen, Allahın hakkını gözetmemiş olur.” buyuruldu.
Kadın, kocasını üzmemelidir. Birgün Hz. Fâtıma, ağlayarak
babasının huzûruna geldi. Resûlullah buyurdu ki:
- Yâ Fâtıma,
niçin ağlıyorsun?
- Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür
diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.
- Kızım,
bilmez misin, Allahü teâlânın rızâsı kocanın rızâsına bağlıdır. Ne mutlu o
kadına ki dâima kocasının rızâsını arar, kocası ondan râzı olur. Kadınlar için
en üstün ibâdet, kocasına itâ'attir. Erkek, hanımından râzı olunca, o kadın
istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu râzı
edinceye kadar, Allahü teâlânın la'netinde olur. (R. Nâsıhîn)
Kadın bakımlı olmalı
Kadının evinde kocasına karşı süslenmesi sevaptır.
Resulullah efendimiz bunu teşvik etmiştir. “ İsrailoğullarının kadınları evlerinde süslenmedikleri için onların
erkekleri zinaya düşmüştür” buyurdu.
Bu konuda kadınlara çok iş düşmektedir. Bilhassa çalışmayan
ev hanımları bakımlı olmalı, ev giyinişine, süsüne makyajına dikkat etmeli.
Kendini salıvermemelidir. Çünkü erkekler iş yerinde süslü, makyajlı, bakımlı,
cilveli kadınlarla akşama kadar beraberdirler. Akşam eve geldiğinde, karşısında
pespaye bir kadın görürlerse gözleri dışarıda olur.
Bunun için kadın bütün marifetini göstermeli, sabah erkenden
kalkıp beyinin kahvaltısını hazırlamalı, kapıya kadar uğurlamalı. Akşam
süslenmiş, bakımlı bir halde güler yüzle kapıda karşılamalı. Günün
yorgunluğunu, stresini üzerinden almalıdır.
Erkeklerin dışarıda yabancı kadınlarla gayri meşru bir
şekilde görüşmesinde evin hanımının büyük rolü vardır. Sabah kocası işe
giderken yatakta, akşam döndüğünde komşuda olan kadın başka suçlu aramasın.
Evden yakın, sıcak bir ilgi görmeyen erkek zamanla kendini dışarıda bulur. Bu
hareketlerinde erkekler masum değillerse de, onların da büyük vebali varsa da
bunda kendi hanımının da payı vardır. Bu şekilde yanlış yola sapan erkeklerin
hanımları incelendiğinde, evin hanımının gereği gibi kadınlık görevini
yapmadığı görülmektedir. Yukarıdaki hadis-i şerifte buna işaret vardır.
Maalesef birçok kadın, evde giyimine, kuşamına süsüne dikkat
etmiyor. Evde rastgele pespaye bir şekilde giyiniyor. Sokağa çıkarken ise en
yeni, en güzel elbisesini giyiyor. Halbuki bunun tersi olması lazımdır. Zaten
Müslüman bir kadının dışarı çıkarken süslenmesi caiz değildir. Müslüman kadın
sokağa çıkarken, dikkati çekmeyen sade bir kıyafet giymelidir. Koku
sürünmemelidir. Kokuyu evine saklamalıdır. Kadının, kocasına karşı temiz ve
zinetli olması, süslenmesi vacibtir. (Hindiye)
Habertürk; son yıllarda Avrupa’da Rus kadınlarla evliliğin
çok revaçta olduğunu bildirdikten sonra bunun sebebini şöyle özetliyordu: Rus
kadınları daima nazik ve sevgi doludur. Güzelliklerine ve bakımlarına
evlendikten sonra da itina gösterirler, zayıf olduklarını kabul ederler,
erkekle eşitlik iddasında bulunmazlar, feminizm dalgasına maruz kalmamışlar. (14.3.2005)
Erkeğin ve kadının hayırlısı
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Müminlerin imanca en olgunu, ahlak
itibariyle en güzel olanıdır. Sizin hayırlınız, kadınları için hayırlı
olanlarınızdır"
"Sizin hayırlınız, aile fertlerine
hayırlı olanınızdır. Ben ehlime, aileme hayırlı olmada sizin en
hayırlınızım"
Güzel ahlaklı ve aile fertlerine karşı iyi niyetli olan
kimse hayırlı bir erkektir.
Bir erkek, alacağı kadının hayırlı olmasını isterse onda şu
hususları aramalıdır:
Cenab-ı Hakka ibadetini bırakmayan, kocasına itaatte ve
hürmette kusur etmeyen, onun kazancını saçıp savurmayan, dünyaya getirdiği
çocuğunu İslami terbiye üzerine yetiştiren, iffet ve haya sahibi bir hanım
olmalıdır.
Zamanımızda bir çok kimseler, alacağı kadının serveti veya
maaşı olup olmadığını araştırmaktadır. Hadis-i şerifte ise:
"Kadın,
ya malı için veya güzelliği için, yahut dini için alınır. Siz dini olanı
alınız! Malı için alan, malına kavuşamaz. Yalnız güzelliği için alan,
güzelliğinden mahrum kalır."
buyurulmaktadır.
Din ile güzellik birlikte olması çok iyi olur. Büyük
velilerden Ebu Süleyman Darani hazretleri şöyle demektedir: “Dünya n’metlerinin
en kıymetlisi, saliha olan kadındır. Îmanı olan ve İslamiyete uyan kimseye
salih denir. Saliha kadın, kocasını haram işlemekten korur. İyilik ve ibadet
yapmasına yardımcı olur. Saliha olmıyan kadın, zararlı olur.”
Resulullah efendimize:
- Ey Allahın Resulü, kadının hayırlı olanı hangisidir? diye
soruldu. Resul-i Ekrem efendimiz buyurdular ki:
- Kocası
yüzüne baksa onu memnun eden, bir şey emretse itaat eden, nefsinde, malında,
hoşlanmıyacağı bir işle, kocasına karşı gelmiyendir.
Asık suratlı, geçimsiz ve her zaman tartışmaya yol açan bir
kadın, hayır getirmez. Hz. Lokman oğluna şöyle öğüt vermiştir:
"Oğlum! Kötü, huysuz kadından sakın. O
seni vaktinden evvel kocatır."
İnsanın en çok takdir
edilecek yönü, göze hoş görünen cihetleri değil, gönlün seveceği taraflarıdır.
Bu sebeple bir kadında en fazla takdir edilecek meziyet iffet, haya ve güzel
huydur.
Abdullah bin
Hâzır
hazretlerine kadınların kocalarına karşı nasıl davranmaları sorulduğunda;
erkeğin kadını üzerinde olan haklarını uzun uzun anlattıktan sonra şu hadîs-i
şerîfi okudular. Peygamber efendimiz buyurdular ki: "Allahü
teâlâ, kocasına teşekkür etmeyen (ona nankörlük eden) ve
onunla yetinmeyen, iktifâ etmeyen kadına nazar etmez."
Müslüman kadın gayri müslim ile evlenebilir mi?
Hiçbir din, tarih boyunca bu kadar saldırıya, iftiraya
uğramadı. Dün olduğu gibi, bugün de içeride, dışarıda yıkım faaliyetleri bütün
hızıyla devam ediyor. Alman eski Başbakanı Kohl'ün oğlu ile iş adamı Kemal
Sözen'in kızının evlenme merasimi de, dini nikaha, İslamiyete saldırıya vesile
yapıldı. Her kafadan bir ses geldi. Diyanet'in, "Müslüman bir kadının, ister Ehl-i Kitap'tan (Yahudi-Hıristiyan)
olsun ister olmasın, Müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi haram. Erkek,
Müslümanlığı kabul etmedikçe de yapılacak nikah sahih (geçerli) değil."
fetvasına; İstanbul Müftüsünün "Dinimiz,
Müslüman bir kadının, gayrimüslimle evlenmesini yasaklıyor. Dolayısıyla dinin
menettiği şeyin nikahı olmaz." demecine rağmen her aklına gelen
birşeyler söyledi.
Bununla ilgili o zaman TV'lerde rastgele kimselerle açık
oturumlar düzenledi. Mesela, Din Görevlileri Sendikası Başkanı, "İslam,
hayatın gerisinde değil. Hayatta olabilen realitelere karşı çıkan bir din de
değil. Bu nikah da AB sürecinde ne ilk ne de son nikah. Dinen bir engel gibi
görülüyorsa bu realitenin karşısında yeni bir yorum gerekebilir." demişti.
Ölçüye bakın! İslamiyet, bu nikaha evet derse hayatın
ilerisinde, demezse gerisinde olacak. Yine Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı,
"Eğer Yahudi ve Hıristiyan erkek İslamı din olarak kabul ediyor,
öğretilerine saygılı oluyorsa fetva ile ilgili görüş yeniden gözden
geçirilebilir. Müslüman bir kadının inanç özgürlüğü ve çocuklarının velayet
hakları, erkek tarafından saygıyla karşılanırsa evliliğin bir sakıncası
olmaz." dedi.
Halbuki din zamana göre, insanların yorumuna göre
değiştirilemez. İnsanların anlayışına, yorumuna göre dinde değişiklik
yapılsaydı bugüne kadar din diye bir şey kalmazdı. İnsan sayısı kadar
din(!)çıkardı ortaya. Burada esas kabahat konuyu ortaya atanlarda. Evlenirdi,
evlenemezdi diye kasıtlı olarak tartışma çıkartanlarda.
Sanki İslamiyet yeni geldi veya Türk halkı yeni Müslüman
oldu, bunun için olur mu olmaz mı bilemiyorlar! Beyler, İslamiyet geleli 15
asır oldu, Türkler 10 asırdır Müslüman. Bu kadar zamandır, bu mesele bilinmiyor
muydu, kimse evlenmedi mi, nasıl evlenileceğine açık oturumlarda mı karar
verilecek? Dedik ya maksat o değil, maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmek, bu
vesile ile dine hücum etmek, kötülemek.
Fazla bir dini bilgisi olmayan, sıradan bir Müslüman bile,
İslam dininde, bir Müslüman erkeğin, kitap ehli dediğimiz, Hıristiyan ve Yahudi
kadın ile evlenebileceğini; fakat dinsiz, ateist kadınla evlenemeyeceğini
bilir.
Yine, Müslüman bir kadının, sadece Müslüman erkekle evlenebileceği,
kitap ehli de olsa başka din mensubu ile evlenemeyeceğini, evlendiği takdirde
dinden çıkmış olacağını da bilir. Din bir inanç meselesidir. Kabul edersin veya
etmezsin o ayrı. Ama kabul etmişsen, dinin kuralına uymak zorundasın. Uyamasan
bile bu kuralı, inkâr etmeyeceksin, işine geldiği gibi değiştirmeye
kalkışmayacaksın. Bunun akla, mantığa uygunluğunu tartışmayacaksın. Dine
inanmanın gereğidir bu.
lD � i < �?i 0`j >
"Ey
kadınlar, ancak mahreminiz olan erkeklerle konuşun, mahreminiz olmıyanlarla
konuşmayın!"
Erkeğin erkek için ve kadının kadın için avret yeri, diz ile
göbek arasıdır. Bir kadın, başka bir kadının, göbek ile diz arasına bakamaz.
Zaruretsiz bakarsa, haram işlemiş olur. Kadının yabancı erkek için avret yeri,
el ve yüzünden başka, bütün bedenidir. Başkasının avret yerine, lüzum yokken,
şehvetsiz de bakmak haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Erkek
erkeğin, kadın kadının avret yerine bakamaz, helal değildir."
"Erkeğin
kadına, kadının da erkeğe (şehvetle) bakması haramdır."
Hz. Ümm-i Seleme validemiz anlatıyor:
Resulullahın yanında iken, iki gözü de görmiyen İbn-i Ümm-i
Mektum hazretleri, izin isteyip içeri girdi. Resulullah bize, "İçeri
girin" buyurdu. "O a'ma değil mi, bizi görmez" dedim. "O sizi görmüyorsa, siz onu görüyorsunuz"
buyurdu.
Lezbiyenlik
Erkeklerin eşcinselliğine livata, homoseksüellik;
kadınlarınkine lezbiyenlik denir.
Kalb, göze tabidir. Gözler haramdan sakınmazsa, kalbi
korumak güç olur. Kalb, harama dalarsa, günahlardan sakınmak güç olur. O halde,
imanı olanların, haram işlememesi, harama bakmaması lazımdır. Erkeklerin
eşcinsel olması, haram olduğu gibi, kadınların da eşcinsel olması haramdır.
Kadının da herhangi bir kadına şehvet ile dokunması ve bakması haramdır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Kadının
kadına yaklaşması [lezbiyenlik, safizm] zinadır."
"Erkeğin
erkeğe, kadının kadına yaklaşması zinadır."
"Erkek
erkekle, kadın kadınla (zaruretsiz) aynı yatakta yatamaz."
"Erkek
erkekle, kadın kadınla yetinirse, ümmetim helak olur."
"Erkek
erkekle, kadın kadınla (uygunsuz iş için) beraber olamaz."
"Ahır
zamanda eşcinsel üç kısım olur: Bir kısmı konuşmak ve yüze bakmakla, diğeri,
tokalaşmak ve kucaklaşmakla yetinir. Bir kısmı da bu işi bilfiil yapar. Allahın
laneti bunların üzerine olsun! Eğer ki tevbe ederlerse, tevbe edenin tevbesini
Allahü teâlâ kabul eder."
Kadınların, kadınlara şehvet ile bakması ve dokunması,
kocasından başkasına, erkek ve kadın, kim olursa olsun, yabancıya süslenmeleri
caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
"Bir
kadın, koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir toplumun
yanından geçerse, ona da, bakana da, zina günahı yazılır."
Erkekle kadın, başka cinsten oldukları için, bir araya
gelmeleri nisbeten güçtür. Kadının kadına yaklaşması ise daha kolaydır. Bunun
için kadının kadına bakması ve dokunması, erkeğin kadına ve kadının erkeğe
bakmasından daha kötü olabilir.
Kadınların, Kur'an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini
erkeklere duyurmaları haramdır. Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise
mekruh olur. (Tergibüssalat, Hadika)
ma� � - o 0`j x�i gin-right:14.4pt;margin-bottom:
0cm;margin-left:14.2pt;margin-bottom:.0001pt;text-indent:1.0cm'>SORU: Kadın
sırf kocasına karşı süslenmek niyetiyle estetik ameliyat olması, meselâ burnunu
veya kulağını biraz küçültmesi, karnını küçültmesi câiz midir?
CEVAP: Değildir. Estetik sadece, nefrete mucib olan, anormal
hallerde, görünüşlerde caiz olur
***
SORU: Nisâiye
hastası bir kadını, muayene ettirmek için gayr-i müslim bir kadın doktoru mu,
yoksa sâlih erkek bir doktoru mu tercih etmelidir?
CEVAP: Kadın doktoru tercih edilmelidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder