Kadıköy’de evlenip Karaköy’de ayrılanlar
Günümüzde Kadıköy'de evlenip Karaköy'de boşananlar
çok...Çünkü pazarda domates seçerken bile hassasiyet gösteren gençler eş
seçiminde aynı hassasiyeti göstermiyor genellikle... 4 yıl flört ettiği kişiyle
evlenip 4 ay geçinemeden soluğu mahkemede alarak "şiddetli geçimsizlik" ten boşananların sayıları her gün
artıyor. Bunun için evlilik muhabbetine akıl da katılmalıdır. Ana-babanın
tavsiyelerine, çevredeki aklı başında kimselerin sözlerine de kulak
verilmelidir.
Yuvayı yapan dişi kuştur. Evlilikte hanımefendiler "yuva yıkıcı" değil, "yuva yapıcı" özelliklerini
unutmamalılar. Anahtar kelime "fedâkârlık".
Anahtar cümleyse şu: "Küçük
şeylerle mutlu olmasını öğren ve silgini büyük tut!" Aranan kişi ol
ki, aradığını bulasın. Tek başınayken mutlu olabilen kişinin mutluluğu
evlendiğinde paylaştıkça artar.
Deneme yanılma yolu ile huzurlu bir evliliğin prensiplerini
tespit eden Laura Doyle'un mutlu evlilik reçetesinde "kadının eşine boyun eğmesi" tavsiyesinde bulunuyor. Sitesinde
mutlu evlilik reçetesini açıklayan Doyle, kadınlara diyor ki: "Çalışma
hayatında patronluk taslayabilirsiniz. Fakat evin kapısından içeri girdiğinizde
kadınlığınızı hatırlayın ve erkeksi tavırlardan vazgeçin!"
Doyle'a göre kadın olmak, "konuşmadan önce iki kere
düşünmek; erkeği;şoförlüğü, giyimi, yemek tarzı ve zevki konusunda tenkit
etmemek; onu olduğu gibi kabul etmek. Otoyolda yanlış yola saptığı veya palyaço
gibi giyindiği zaman bile karışmamak..."
Doyle, "Yolda kaybedeceğiniz 20 dakika, mutlu bir 20
yıllık evliliğin yanında hiçtir" diyor. Mutsuz çiftlere telefonda
danışmanlık hizmeti veren, ülkenin dört bir yanında seminerler düzenleyen
Doyle'un bu tavsiyelerini normal olarak feministler müthiş öfkeyle karşılıyor,
Doyle'u evlilik konusunda geri kafalılıkla suçluyorlar.
Vitrin evlilikleri
"Sevda
masalı" “Biz evleniyoruz” türünden programlar
sadece reyting amaçlı... Bir kere bu konuda kimse kimseyi aldatmasın. Bu
programların en faydalı tarafı, aklı başında evlilere eşlerinin kıymetini
bilmeyi veya farketmeyi öğretmesi... Seyredenler genellikle şu itirafta
bulunuyorlar: "Çok şükür son derece mantıklı ve doğal yollarla yapmışız eş
seçimimizi! Böyle maskaralıklara düşmemişiz!" Bu tür evliliklere
"vitrin evliliği" demek lâzım. Vitrinde sergilenen şeyler ne kadar
kalıcıysa, böyle evlilikler de o kadar kalıcı olur.
Şöyle bir problem de var: Günümüz gençlerinin önemli bir
kısmının depresif, intihar düşünen, halinden şikâyetçi, problemli, mutsuz,
huzursuz, bunalımlı, psikolojik bakımdan dengesiz olmalarının sorumlusu biraz
da bu tür programlar... Çünkü özendirici oluyor; ekranda seyrettiğini gerçek
hayatta denemeye kalkan bir genç, hiç beklemediği tepkilerle karşılaşınca
depresyona giriyor, saldırgan tutumlar sergiliyor. Dikkat ederseniz söz konusu
programlarda genellikle tartışmalar, atışmalar, kapışmalar, kıskançlıklar,
agresif özellikler konu ediliyor ve reyting yapıyor.
İnsan, kalbine karşılık bir kalbin bulunmasını fıtraten
ister. Evlilik insanı hamlıktan çıkarıp pişiren, mayalayıp şekillendiren, derli
toplu hale getiren bir kurumdur. Evlendiği halde dağıtan, kendini iyice
salıverenlerin mutlaka başka problemleri vardır. Bekârlık sultanlıksa, evlilik imparatorluktur. Evlilik bir
holdingin veya imparatorluğun ilk adımıdır. ABD'de 1955'te boşanma oranı
%15'ti, 2003'te %55... ABD yönetimi üniversiteleri, aile kurumunu ve evliliği
yaygınlaştırmak için devamlı yönlendiriyor. Çünkü evlilik dışı faaliyetler
tarihte birçok süper gücü bitirmiş, tarih sahnesinden silmiştir. (Aydın Abalı,
Genç Beyin)
Kariyer sahibi kadınların işi zor
İngiltere’de, Bristol, Edinburg, Aberdeen ve Glasgow
üniversitelerinden bilim adamlarının 30 yıl boyunca yaptığı araştırmanın
sonuçlarına göre, zeki kadınlar yalnız kariyer için değil, evlilik için de
mücadele etmek zorunda... Çünkü erkekler, eş olarak kendilerinden daha az zeki,
kariyer sahibi olmayan kadınları tercih ediyor. Araştırmaya göre, kariyer
sahibi kadınlar evliliklerini sürdürmek için de özel çaba harcıyor.
900 kadın ve erkeğin 10 yaşında IQ'larını ölçen ve 40'lı yaşlarına kadar yaşamlarının nasıl geliştiğini izleyen bilim adamları, zeki birer öğrenci olan kız çocuklarının evlilik hayatlarında başarılı olamadıklarını ortaya koydu. (Milliyet, 4.1.2005)
900 kadın ve erkeğin 10 yaşında IQ'larını ölçen ve 40'lı yaşlarına kadar yaşamlarının nasıl geliştiğini izleyen bilim adamları, zeki birer öğrenci olan kız çocuklarının evlilik hayatlarında başarılı olamadıklarını ortaya koydu. (Milliyet, 4.1.2005)
“Kariyerim olmadan asla!”
Daily Mail
gazetesinin haberine göre; günümüz kadını artık cinsellikten uzaklaşıyor.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; modern kadının artık buna ayıracak zamanı
yok. Günümüz kadını, 50'li yılların kadınlarına oranla, daha çok kariyerini ve iş yaşamını
düşündüğü için, evdeki eşine daha az zaman ayırıyor. Uzmanlar; 50'li yıllarda
30 yaşlarında evli bir kadının, kocası ile haftada ortalama iki kez beraber
olduğunu söylüyor. Günümüzde ise haftada bir, hatta on günde bire düştü. Çünkü
o dönemde kadının önceliği; eşini mutlu etmek, yemek pişirmek, evi temizlemek
ve çocuklarla ilgilenmekti.
Bir kadın
magazin dergisi olan Prima'nın araştırmasına göreyse; günümüzde, çalışan modern kadın
yorucu geçen iş günü sonrası akşam cinselliğe vakit ayıracak hali kalmıyor.
Modern, kendi ayakları üzerinde duran kadınlar kendilerinde 'eş görevlerini' yerine
getirmek zorunluluğu hissetmiyor. Prima dergisinin editörlerinden Maire Fahey,
"40 ve 50'li yıllarda kadınlar kendilerini adeta eşlerinin ve ailelerinin mutluluklarına
adamışlardı. Günümüzde ise, kadınların tek derdi; kariyerleri. İş
hayatları, kariyer hırsları, özel ilişkilerinin önüne geçiyor" diyor. Bu
da boşanmaların artmasına, ailenin çökmesine sebip oluyor.
Boşanma sayısı tavan yaptı
Pek çok araştırma gösteriyor ki; 50'li yıllarda mutlu aile
tabloları vardı. 60'lı yıllarda cinsel devrim yaşandı ve kürtajın yasallaştı.
70'li yıllarda feminizm fikri giderek taraftar sayısını artırdı ve kadınlar
erkeklerle eşit haklara sahip olabilmek ve ekonomik özgürlük için mücadele
ettiler. O yıllarda kadınlarda evlilik yaşı ortalama 20 idi. 80'li yıllarda
kariyere odaklı kadınların sayısı giderek arttı ve 90'lı yıllarda boşanma
sayısı tavana vurdu. Son on yılda kadınların evlenme yaşı ortalama 27'ye çıktı.
Cambridge Üniversitesi Sosyal Psikoloji uzmanlarından Dr. Terri Apter, "50'li ve 60'lı yıllarda yaşayan kadınlar
hayatlarını dolduracak çok fazla şey bulamıyorlardı, fakat günümüz kadınlarının
yapacak çok işi var. Boş vakitlerin giderek azalması, iş hayatı kadınların
cinsel hayatlarını ve aile düzenini olumsuz yönde etkiliyor" diyor.
(SABAH, 30.08.2004)
ANNEDEN GELİNLİK KIZINA MEKTUP!
Genelde, kız çocuğu annesini örnek alır. Bunun için anne,
her hâli ile kızına örnek olmalıdır. İşte bütün genç kızlarımıza, asırlar önce
yaşamış, hâli vakti yerinde, soylu bir âileye mensup Ümâme Hanımın, gelinlik
çağındaki kızına yazdığı örnek mektubu sunmak istiyoruz. Bilhassa zamanımızda
her genç kızın çok ihtiyacı olan bir nasihat bu:
Sevgili Kızım!
Bir kız, annesi ve babası zengin, asil diye evlenmeye ihtiyaç olmasaydı, senin ve
benim hiçbir zaman evlenmeye ihtiyacımız olmazdı. Fakat, durum böyle değildir.
Yavrum!
Şimdi sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayanarak
bazı nasihatlerde bulunacağım. Bu tavsiyelerimi iyice öğrenip gerektiği şekilde
hareket edersen, hayatın boyunca rahat edersin. Kocanla aranız hiçbir zaman
bozulmaz. Bu dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi âhirette de ebedî saâdete
ulaşırsın.
1- Kanaatkâr ol! Ya'nî, kocan tarafından getirilen yiyecek ve
giyecek herşeyi memnuniyetle razı ol, kabûl et. Çünkü, kanaat, kalbi huzura
kavuşturur.
2- Söylenenleri dâima iyi dinle ve her zaman kocanın meşru
emirlerine itâat üzere bulun. Kocana itiraz etme. Onunla kaynaşmaya gayret
göster. Bu şekilde hareketlerin aynı zamanda, Cenâb-ı Hakkın rızâsına da
muvâfık olur.
3- Kocanın görmesi muhtemel her yere, itina ve ihtimam göster.
Gözüne çirkin bir şeyin ilişmesinden sakın. Dış görünüş içe, kalbe de tesir
eder. Evin her zaman temiz ve güzel kokulu olsun.
4- Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin.
Yemeğini âdeti nasılsa ona göre hazırlamalısın. Vaktinde uyuması için işlerini
zamanında bitir. Çünkü açlık insanı huysuz eder. Uykusuzluk ise, öfkelenmeye
sebep olur.
5- Evinin mallarını ve eşyâsını iyi koru. Mal ve eşyâyı
koruman senin iyi iş bildiğini gösterir. Yaptığın işleri, iyilikleri başına
kakma! Başa kakarsan, iyilik fayda yerine zarar getirir.
6- Eşinin yakınlarına güzel muamelede bulun. Güzel muamelede
bulun ki, o da senin yakınlarına iyi davransın. Gülü seven dikenine de
katlanmalıdır. Zaten dünyada ni'metler ve mihnetler beraber bulunur. Kocanın
evde, çocuklarına, yakınlarına karşı otoritesini sarsacak, onu küçük düşürecek
söz ve hareketlerde sakın bulunma!
7- Kocanın sırlarını hiç kimseye söyleme. Eğer sırlarını
etrafa yayacak olursan, sana darılır. Vefâsızlık etmeyeceğinden bile emin
olmaz. Sevgide azalma olur.
8- Eşine hürmette, emirlerini yerine getirmede kusur
etmemelisin. Sözlerinin aksini söyleyerek, ona karşı gelmemelisin. Eğer karşı
gelir, isyân edersen, kızıp öfkelenmesine, hattâ düşmanca hareket etmesine
sebep olursun. Eşinin, üzüntülü ve kederli zamanlarında sen de öyle görün! Onun
üzüntüsünü onunla paylaş. O neşeli ise sen de neşeli görünmeye çalış.
9- Kocana ne kadar hürmet ve tâzimde bulunursan, kendini ona o
kadar çok sevdirirsin. Rızâsına ne derece uygun hareket edersen, o nisbette
sevgisini kazanırsın.
10- Kocandan, almakta zorlanacağı, gücünün yetmiyeceği şeyleri
isteme! Bu hem senin, hem de onun helâkına sebep olur. Nitekim sevgili
Peygamberimiz buyuruyor ki:
“Bir zaman gelir ki, adamın helâkı, hanımının,
ana- babasının ve çocuğunun elinden olur. Onu fakirlikle ayıplarlar, gücünün
yetmediği tekliflerde, isteklerde bulunurlar. Böylece o kimse, bu istekleri
temin için dininin gideceği yollara sapar ve helâk olur.”
11- Kadının güzel huylusu, sâliha olanı, eşine Cennet
ni'metidir. Kötüsü, şerlisi de Cehennem azâbından sayılır. Sen kocana Cennet
ni'meti ol! Azâb çektirme!
Bunları yapabilmen ancak, onun isteklerini kendi
isteklerine, onun rızâsını kendi arzûlarına tercih etmenle mümkün olabilir. Hep
kendi istek ve arzularını ön plâna çıkartırsan, bu nasihatları tutabilmen
mümkün olmaz.
BİR BABANIN KIZINA NASİHATI
Kırk yıllık bir evlilikten; geçirdiğim acı tatlı hatıralardan
ve tecrübelerden sonra kızıma ve dolayısıyla bütün Müslüman kızlara önemli
mesajlar, nasihatlar sunmak istiyorum. Huzurlu bir evlilik için gençlerin bu
mesajlara kulak vermesini arzu ediyorum. Çünkü bunlar dile kolay kırk yılın
birikimi. Yetmişine merdiven dayamış, kimseden bir beklentisi olmayan
düşüncelerini içinden geldiği gibi ifade eden yaşlı bir Müslümanın samimi
tespitleri kabul edin bunları:
1- Kızım, nefsine, benliğine ağır gelse de önce şunu kabul et!
Erkek, bedenen, aklen, ruhen kadından üstündür. Cenab-ı Hak, kadını erkeğin
himayesine vermiştir. Çünkü, ayet-i kerimede, “Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler; kadınların yöneticisi ve
koruyucusudurlar.” (Nisa:34) buyurulmaktadır. Bunu kabullenmenin sana bir
zararı olmaz. Aksine çok faydası olur. Kabullenmediğin takdirde, netice
değişmeyeceği gibi hem dünyada hem de ahırette bunun sıkıntısını çekersin!
2- Bildiğin şey doğru bile olsa, bunu kocana kabul ettirmek
için uğraşma, bu hususta onunla cedelleşme! Söylemende fayda görüyorsan bir
kere söyle kenara çekil. İster kabul etsin isterse kabul etmesin!
3- Her cemiyette, her şirkette, her devlette son sözü bir kişi
söyler. Bunun mutlaka doğru olması
gerekmez. Ama mutlaka birinin son sözü söylemesi gerekir. Böyle olmazsa
cemiyette huzur olmaz, anarşi çıkar. Bunun gibi cemiyetin en küçük birimi olan
ailede de son sözü birinin söylemesi lazımdır. Bunun da evin erkeği olduğunu
Kur’an-ı kerim bildiriyor. Bunun için sen fikrini söyle fakat son sözü kocana
bırak!
4- Toplumda insanlar arasında mutlak eşitlik yoktur. Allahü
teâlâ öyle yaratmıştır. Toplumu yönlendirenlerin, idarecilerin, iş yeri
sahiplerinin önceliği, geçiş üstünlüğü vardır. Bunların böyle olmasında,
toplumun menfaati vardır. Bunlara yapılan ayrıcalık, iyilik bunları yapanlara
döner. Çünkü, bir başbakanın hasta olması, işleri düzgün yürütememesi fert fert
herkese yansır. Bunun için, başbakanın yanında devamlı doktor bulunuyor benim
yanımda niçin bulunmuyor, bu eşitliğe aykırı denilemez. Çünkü onun sağlıklı
olması milletin sağlıklı olması demektir. Yine bir işverenin, sağlığının
yerinde olmaması bütün çalışanlara yansır. İşler kötüye gider, Sonunda fabrika
kapanır. Bunda, patrondan ziyade çalışana zarar olur.
Bunun gibi, ailede sen dahil herkesin ailenin reisi baba
üzerine titremesi lazımdır. Çünkü onun iyiliği aile fertlerinin iyiliğidir. O
iyi, sağlıklı olursa herkes iyi ve sağlıklı olur. Çünkü o iyi olursa, aile
fertlerinin iyiliği için çalışır, hasta olurlarsa onları tedavi ettirir.
5- Kocanın kıymetini bil! Hikmet ehli bir zat, “ Sarhoş bile
olsa evde bir erkeğin bulunması kadın için büyük nimettir” der. Bunu dul kalıp,
evin idaresi omuzlarına yüklenmiş kadınlar çok iyi bilir. Bunun için evde, “Ben, sen” var değil, sadece “O” var prensibini kendine düstur edin.
O varsa “Biz” varız o yoksa biz yokuz, diye düşün. Kendini buna inandır. Birden
fazla, “Ben” olan yerde huzur olmaz. Huzurun adresi “kendini yok “ farzetmekten geçer. Bunu unutma!
6- Erkeğin işi gerçekten zordur. Bunun için ona yardımcı ol.
Engel olma! Çünkü, o, evin geçimini sağlamakla yükümlü olduğu gibi, senin ve
çocukların her yaptığından mesuldür. Dünyada ve ahırette bunun hesabını
verecektir. Kadının ise, böyle ağır yükü yoktur. Sadece kendi yaptıklarından
mesuldür. Ayrıca erkeğin, iyilikleri yayma, kötülüklere mani olma vazifesi
vardır. Bu vazife ona farzdır. Bu kadar zor işi yapabilirse ancak cihad sevabı
alır erkek. Kadının cihad sevabı alması, Cennete girmesi erkeğe göre çok daha
kolaydır. Nitekim Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: “Kadının cihadı kocası ile iyi geçinmektir.” “Mümin bir kadın kocasına
itaati sebebiyle, yetmiş sıddîkın ameli kadar sevaba kavuşur.” “Bir kadın beş
vakit namazını kılar. Ramazan ayında oruç tutar. Namusunu korur ve kocasına
itaat ederse, dilediği kapıdan Cennete girer.”
İşte sevgili kızım, kısa ve öz olarak, huzurlu bir evliliğin
yolunu gösterdim sana. İster bu yolda gider; dünyada huzurlu bir ömür sürersin
ve ahırette de Cennet nimetlerine kavuşursun. İstersen gitmez; dünyanı ve
ahıretini kendine zindan edersin!. Tercih senin!
(Evlilikle ilgili ve diğer dini, tarihi, sosyal konulardaki
önemli bilgiler için www.mehmetoruc.com
sitesinden istifade edilebilir)
KIZ İSTEME, SÖZ, NİŞAN VE DÜĞÜN
Önce evliliğin mesuliyeti idrak edilmelidir
Evlenmek isteyen bir erkeğin, evliliğin, nikâhın önemini, nasıl
yapılacağını, alacağı kızı seçerken nelere dikkat etmek lâzım olduğunu ve
hanımına, çocuklarına ve akrabâsına karşı vazîfelerini, önceden öğrenmesi
lâzımdır.
Erkek, hanımana karşı iyi huylu, güler yüzlü olmalı. Onun
yanlış hareketlerine, akla uymayan sözlerine ve işlerine sabretmelidir. Onunla
tatlı konuşmalı. Onun seviyesine ve aklına uymalıdır. Onunla şakalaşmalı,
oynamalıdır. Yemede, giyinmede, gücü yettiği kadar eli açık olmalıdır. Dinde,
müslümanlıkta, kadınların bilmesi farz olan şeyleri, elbette öğretmeli,
İslamiyete uyan, doğru din adamlarının yazmış olduğu ilmihâl kitabı alıp,
okutmalıdır.
Hanımının giyinmesinde, evden dışarı çıkmasında, çok sıkı
davranmamalı ve başı boş da bırakmamalıdır. Kendini ve hanımını şüpheye,
iftirâya düşürecek hâllerden sakınmaya çok önem vermelidir. Hanımını, yabancı
erkeklerin bulunduğu yerlere göndermemeli, yabancıları görmesine mani
olmalıdır. Ev işleri ile vakit geçirmesi, kadının zevkı olmalıdır. Ona sert
davranmamalıdır. Şaka olarak da, kızgın olunca da, hiçbir zaman boşamak,
ayrılmak lâfını ağza almamalı, bir defa daha evlenmek lâfı etmemelidir.
Talip olan
uygun ise nazlanmamalı
Ölçülerini vermeye çalıştığımız titiz bir araştırmadan,
soruşturmadan sonra seçilen gelin
namzetine aile büyükleri vasıtasıyla talib olunmalıdır. Kız istemeye gitme
esnasında, haram olmayan mahalli adetlere uymak iyi olur. Kız tarafı da kendi
araştırmalarını yapar. İstenilen
şartlara haiz bir genç ise teklife olumlu cevap vermelidir. Fazla naz
yapmamalıdır: Hadis-i şerifte,
“ Dindar, güzel ahlaklı bir genç, kızınızı
istediğinde kızınızı ona verin. Şayet böyle yapmazsanız, geri çevirirseniz o
zaman fitne ve fesat yayılır”
Karşılıklı mutabakat sağlandıktan sonra söz kesilir. Sözden
sonra da nişan yapılır. Gerek söz kesmede gerek nişanda dine aykırı olmayan
bilhassa kadınlar arasında yapılan örf adetlere, eğlencelere mani olmamalıdır.
Genç kızın veya ailesinin arzuları, özlemleri olabilir. Bunlara ne lüzumu var
dememelidir.
Söz kesme, nişan merasimlerindeki adetleri sıradan şeyler
olarak görmemelidir. Bunlar, yılların verdiği tecrübelere dayanmaktadır. Sık
sık tekrarladığımız gibi dinimize aykırı, haram olmayan her merasim, vakit ve
imkanlar müsait ise yerine getirilmelidir. İmkanlar müsait ise dedik; maddi
imkanlar bu merasimlere, alış verişlere müsait değilse her iki tarafında
sıkıntıya girmesi, bu yüzden birbirlerini üzmesi uygun değildir. Evlilik
hazırlıklarında tarafları maddi sıkıntıya sokacak her hareketten kacınmak
gerekir.
Bazı kimseler söz kestikten hemen sonra hatta söz kesme
esnasında dini nikah yaptırıyorlar. Düğünün ne zaman olacağı bile belli
olmadığı böyle bir durumda nikah yaptırmak çok sakıncalıdır. İleride telafisi
mümkün olmayan üzüntülere sebep olmaktadır.
Dini nikah genelde, düğüne 1 veya 2 ay kala, belediye nikah
dairesindeki işlemler tamamlandıktan sonra yapılır. Önceden dini nikah
yapılınca, gençler nasıl olsa nikahımız var diye, ileri safhada yakınlık
kuruyorlar. Daha sonra aileler arasındaki veya gençler arasındaki
anlaşamamazlık gibi sebeblerle evlilik gerçekleşmediği zamanlarda aileler,
bilhassa kız tarafı büyük sıkıntı yaşamaktadır. Ayrıca dini nikah yapınca kız
onun hanımı hükmünde olur. Dolayısıyla onun yaptğı her işten mesuldür. İşlediği
günahlar nikahlısına da yazılıdır.
Nişanlılık devresinin uzun tutulması da pek çok yönden
sakıncalıdır. Nişandan sonra 3-4 ay içinde düğünün yapılması idealdir. Hayırlı
işi geciktirmemelidir. Çünkü hayırlı işin manisi fazla olur. Dedikodu, fitne
araya girer. Hayırlı iş kalır.
Başlık Parası
Bazı bölgelerde kızı vermek için başlık parası
istenmektedir. Kızın babasının veya akrabasının nikaha veya kızı vermeye razı
olmaları için damaddan istedikleri para veya mal rüşvet olur. Rüşvet ise
haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Rüşvet
alan da, veren de Cehennemdedir.”
Erkek de, kız da evladdır. İnsan evladının mesud olması için
elinden gelen yardımı yapmalı, damaddan para almak yerine, gücünün yettiği
nisbette damada yardım etmelidir! Kız evladın kıymeti büyüktür. Hadis-i
şerifte, “Kimin kız çocukları olur,
onların sıkıntılarına katlanır, iyi yetiştirir ve dengi ile evlendirirse, bu
kız çocukları onun için Cehenneme perde olur.”
Başlık parası yüzünden evlenemiyenler, kötü yola düşenler
görülmektedir. Evliliği zorlaştırmak günahtır. Başlık parası denilen kötü
adetin birçok yöreden kalktığını işitiyoruz. Halen bazı bölgelerde devam eden
bu adetin kaldırılmasına çalışmak gerekir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder