Hazreti Fatıma’nın çeyizi
Binlerce genç, düğünde istenen takı, çeyiz ve ev eşyası
yüzünden evlenememektedir. Gençler evlenemedikleri için haram işlemekle karşı
karşıya kalmaktadırlar. Bu hususta bize en güzel örnek Resulullah efendimizin
uygulamaları olmalıdır:
Hz. Ali'nin vermiş olduğu mehrin bir kısmı ile Hz. Fatıma
validemiz için alınan çeyiz ve ev eşyası on sekiz parçadan ibarettir.
Resul-i Ekrem, 400
dirhemlik mehirden Hz. Ebu Bekir'e 63 dirhem vererek, çeyiz satın almak üzere,
onu çarşıya gönderdi. Bunların taşınmasına yardım etmek üzere Hz. Selman ile
Hz. Bilal'i yardımcı verdi. Alınan on sekiz parça eşya şunlardır:
3 adet minder, 1 adet seccade, 1 adet içi hurma lifiyle
doldurulmuş yüz yastığı, 2 adet el değirmeni, 1 adet su tulumu, 1 adet su
testisi, 1 adet meşin su bardağı, 1 adet elek, 1 adet havlu, 1 adet koç postu,
1 adet alaca kilim, 1 adet sedir [divan], 2 adet Yemen işi alaca elbise, 1 adet
kadife yorgan.
Hz. Ebu Bekir bunları
getirdiğinde, cihanın Fahr-i Ebedisi Hz. Muhammed yaşlı gözlerle şöyle dua
etti: "Ya Rabbi, senin sevmediğin
israftan çekinen kimselere bu eşyayı hayırlı kıl."
İşte Hz. Fatıma, bir
ev için en zaruri ihtiyaçlardan bulunan bu kadarcık bir ev eşyası ile gelin
oldu.
Zamanımızda yapılan düğünlerde o derece lüks ve israfa
kaçılmaktadır ki, bir yuvayı kurmak pahasına oğlan ve kızın babaları
çökmektedirler. Birçok aile de istenilen eşyalarının fazlalığı yüzünden çocuklarını
evlendirememektedir. Müslümanların bu konuda çok anlayışlı olması lazımdır.
Eşya yüzünden ayrılan pek çok kimse vardır. Hali vakti müsait kız babaları
gerekirse bütün masrafları üzerine almalıdır. İmanlı, temiz gençlere sahip
çıkılmalıdır. Tabii ki yaptıklarını da daha sonra başa kakmamalıdır.
Çoğu zaman yapılan eşya ile bir tuhafiye ve konfeksiyon
mağazası açmak mümkün olabilir. Bunların hepsini giymeğe bir ömür kafi gelmez.
İnsan daraldığı zaman satayım dese, kıymeti üzerinden müşteri bulması mümkün
değildir. Bunların çoğu sandıklarda çürür ve bozulur gider.
Bizlere ibret olması için Hz. Âişe validemizin ev eyasını da
bildirelim:
1 adet sedir, 1 adet hasır, 1 adet yatak, 1 adet yastık, 2
adet çanak (un ve hurma koymak için), 1 adet su kabı, 1 adet su tası.
Nikah ve Düğün
Önce iman bilgileri öğretilmeli
Dini nikâhın geçerli olabilmesi için gençlerin zaruri iman
ve ibadet bilgilerini bilmeleri gerekir. Anası babası Müslüman oldukları için
Müslüman sayılan çocuklar, bâliga oldukları zaman, îmânı ve islâmı bilmezlerse,
anlatamazlarsa, mürted olurlar. Belli dîni olmadığı için, milletsiz kâfir olur.
Böyle gençlere bâlig olunca, îmânı ve islâmı anlatmalı, ona
da söyletmelidir. Yanî Allahü teâlânın sıfatlarını ve îmânın altı şartını (Âmentüyü)
öğretmelidir. Müslüman ana babanın çocuğu âkıl bâlig olduğu zaman, yalnız (Lâ
ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) demekle Müslüman olmaz. Îmânı ve islâmı
bilmesi, anlatması da lâzımdır. Îmânı anlatmak demek, inanılacak altı şeyi
anlamak ve sorunca söylemek demekdir. İslâmı bilmek demek, Allahü teâlânın
emirlerinin ve yasaklarının hepsini kabûl etmektir. Ben Müslümanım demekle,
Müslüman olmaz. Evlenecek kadın veya erkek, alacağı kimseye îmânı, islâmı
sormalı, söyletmeli veya islâm nikâhı yapan kimse, evlenecek kıza ve erkeğe,
Âmentüyü ve manâlarını ve islâmı söyletmeli. Bundan sonra nikâhlarını
kıymalıdır.
Îmânı, islâmı bilmiyenin islâm nikâhı kıyılamaz, yanî nikâh
sahîh olmaz. Çocuklarına îmânı, islâmı öğretmiyen analar babalar, çocuklarını
Müslüman olmaktan mahrûm etmiş, kâfir olmalarına sebeb olmuş olurlar. Çocukları
ile birlikte, kendileri de Cehennemde bunun cezâsını, azâbını çekerler.
Nemâzları, orucları ve hacca gitmeleri, kendilerini bu azâbdan kurtaramaz.
Çünki, başkasının ve hele kendi yavrularının kâfir olmasına sebeb olan kimse
de, kâfir olur.
Büyük âlim seyyid Abdülhakîm-i
Arvâsî hazretleri “Evlâdın vâlideyni (Anne ve babası) üzerinde üç hakkı vardır: Müslüman ismi
koymak, âkıl oldukta kitâbet, ilim ve islâmiyeti öğretmek, bâlig oldukta, dîni
ve ahlâkı güzel bir Müslüman ile evlendirmektir” buyururdu.
Çocuklarını böyle evlendiren ana-baba ve akrabâsı, hattâ
ahbâbı ve hattâ komşuları böyle evlendirince çok sevâb kazanırlar. Gençler,
böyle bir saadet yuvası kurmak için, islâm bilgilerini ve islâmın güzel
ahlâkını öğrenmek için çalışırlar.
Bunun için eskiden, nikahtan önce gençlere tövbe istigfar
ettirilir, sonra bilinmesi gereken zaruri iman bilgileri anlatırılıdı. Bu
zaruri bilgilerden bazıları kitabın
sonuna konulmuştur. “ Namaz Kitabı “ ve “ İslam Ahlakı” kitapları okunup bu
zaruri dini bilgiler daha geniş şekilde öğrenilmeli, bunları bilenler ise
bilgilerini tazelemelidir.
Nikâh öncesi tevbe istigfar
Eskiden nikahtan önce şöyle tövbe istigfar yapılır, düğünden
sonra da her Cuma akşamı tekrarlanırdı.
Yâ Rabbî! Hîn-i bülûğumdan bu âna gelinceye kadar, islâm
düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk i'tikâdlarıma
ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve
işlediklerime nâdim oldum, pişmân oldum, bir dahâ böyle yanlış inanmamağa ve
yapmamağa azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselâm ve
âhiri bizim sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmdır. Bu iki Peygambere
ve ikisi arasında gelmiş geçmiş Peygamberlerin cümlesine îmân etdim. Hepsi
hakdır, sâdıkdır. Bildirdikleri doğrudur. Âmentü
billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve
bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve
Melâiketihi ve Kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve
şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe
illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh.
Nikâh nasıl yapılır
Nikâhta bulunanlara, şeker, meyve veya şerbet gibi tatlı
verilmesi, düğünde ise, etli ve tatlı yemek vermek ve düğün ziyâfetine
çağırılınca, yemeğe gitmek düğünü tanıdıklara duyurmak sünnettir.
Nikâhta imâm bulunması, belli şeyler okuması şart değildir.
Bu, imâm nikâhı değil,İslâm nikâhıdır. Evlenecek bir müslümân, önce belediyede
evlenme memûrluğuna başvurup, gerekli kanûnî işlemleri tamamlamalı, evlilik
cüzdanını almalıdır. Bundan sonra, düğünden önce, islâm nikâhı da yapılır.
Allahü teâlânın emri yerine getirilmiş olur. Kanûna uygun evlenmiyen, suç
işlemiş olur. İslâm nikâhı yapmıyan, günâh işlemiş olur. Müslüman, suç ve günah
işlememelidir. Suç işliyerek cezâya çarpılmak da günâhdır.
Dinimize göre
nikâh şöyle yapılır:
İki veya daha çok Müslüman erkek toplanır. Daha önceden
alınan eşyalar ve takılar mehri muaccel (peşin mehir) kabul edilerek anlaşma
yapılır. Toplantıda mehri müeccel için kadının vekîli altın sayısını söyler,
bir sayıda uyuşulur.
Nikah kıyacak kimse: önce erkeğin adını, meselâ Ahmed oğlu
Salih yazar. Sonra kızın adını mesela, Ömer kızı Ayşe yazar. Sonra kadının
vekîlini ve iki erkek şâhidin adını yazar. Sonra, uyuştukları mehr-i müecceli
yazar. Sonra, istigfâr okur. E'ûzü Besmele okur. (Elhamdü lillahillezî zevvecel ervâha bil eşbâh ve ehallennikâha ve
harremessifâh. Vessalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedinillezî
beyyene-l-harame ve-l-mubâh ve alâ Âlihi ve Eshâbi-hillezîne hüm ehlüssalâhi
velfelâh) der. E'ûzü Besmele çekip, Nûr sûresinin otuzikinci âyetini okur.
(Sadakallahül'azîm) deyip, kâle Resûlullah,
(En-nikâhü sünnetî femen ragibe
an sünnetî feleyse minnî) sadaka Resûlullah. (Bismillâhi ve alâ sünnet-i resûlillah).
Sonra, kızın vekiline dönüp Allahü teâlânın emr-i şerifi ile ve
Peygamberimiz Hazret-i Muhammeden-il Mustafâ efendimizin sünnet-i seniyyesi ile
ve amelde mezhebimizin imamı, imam-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin ictihâdı
ile ve hazır olan Müslümanların şehâdetleri ile, vekîli olduğun Ömer kızı
Ayşe’yi,...... lira mehr-i müeccel ve aralarında mâlûm olan mehr-i muaccel ile,
tâlibi olan Ahmet oğlu Salih’e tezvîce, [helâllığa vermeye] vekâletin hasebi
ile, verdin mi der. Verdim, dedikten sonra damada dönüp, yine (Bismillâhi ve
alâ)dan başlayıp okur. Sen dahî, Ömer kızı Ayşe’yi,...... lira mehr-i müeccel
ve aranızda mâlûm olan mehr-i muaccel ile, aldın mı? der. Damat, bu mehir ile
aldım, der. Her ikisine üçer kere sorar ve cevap alır. Sonra, ben dahî akt-i
nikâh ettim der. Taraflara bir defa sorup cevap almak farz, üç defa tekrarlamak
sünnettir.
Nikah Duası
Sonra, şu duâyı okur:“Allahümmec'al
hâzel akte meymûnen mubâreken vec'al beyne-hümâ ülfeten ve mehabbeten ve karara
ve lâ tec'al beyne-hümâ nefreten ve fitneten ve firârâ. Allahümme ellif
beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâ. Ve kemâ ellefte beyne Muhammedin
ve Hadîce-tel-kübrâ ve Âişe-te ümm-il mü'minîne. Ve beyne Alîyyin ve Fâtıma-tez-zehrâ.
Allahümme a'ti le-hümâ evlâden sâlihan ve ömren tavîlen ve rızkan vâsi'an.
Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrete a'yünin vec'alnâ lil
müttekîne imâma. Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhıreti haseneten ve
kınâ azâbennâr. Sübhâne Rabbike Rabbil izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel
mürselin vel hamdülillahi rabbil âlemin”. ( Bu duayı arapça aslından okumak
istiyenler, yayınevimizin neşrettiği, “365
Gün Dua - Mehmet Oruç ” kitabına bakabilir.
Sonra Fâtiha der. Bu duâyı Peygamber efendimiz ve bütün
Âlimler, Velîler okudular. Bunu okuyunca, karı-koca arasında, ölünceye kadar
muhabbet mevcut olur. Rahat ve huzur içinde yaşarlardı. Evlerinden bereket
eksik olmazdı.
Tecdidi nikah
Zaman zaman nikahı tazelemek iyi olur. Bilmeyerek insan
küfre düşürücü bir davranışta bulunabilir. Böyle bir durumda iman gittiği için
nikah da gider. Tevbe istigfarla, kelime-i şehadet getirmekle iman geri gelir.
Fakat nikah, tazelenmedikçe geri gelmez.
Bunun için tecdid-i imandan sonra, iki şahid yanında tecdid-i
nikah yapmak iyi olur. Kolaylık olmak için, nikahı yenilemeye hanımdan,
“İstediğin zaman nikahımı tazelemek üzere seni vekil tayin ettim” şeklinde vekalet almalı, iki şahid yanında, “Öteden beri, nikahım altında bulunan
hanımımı, onun tarafından vekil olarak ve tarafımdan asil olarak kendime nikah
ettim” demelidir. Camilerde Cuma akşamları yapılan meşhur tecdid-i iman ve
tecdid-i nikahı cemaat ile okumak bu hükme dayanmaktadır.
Camide, imam efendi, yukarıdaki ifadeyi cemaat ile birlikte
söylerse, cemaat birbirlerine şahid olmuş, hanımından vekalet alanların
nikahları tazelenmiş olur.
Cemaat ile birlikte, “Allahümme
innî ürîdü en üceddidel îmâne vennikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah
Muhammedün resûlullah.” duâsını okuyanlar, “İmanınızı La ilahe illallah sözü ile yenileyin!” hadis-i
şerifindeki emre uymuş olurlar.
Mehir
Mehir, erkeğin evlenirken kıza vermesi gereken altın, mal
veya bir menfaattir. Mehrin altın olması şart değildir. Herhangi bir mal (ev,
apartman, bağ, araba, fabrika) veya bir menfaat de olabilir.
Mehir iki kısımdır. Mehr-i muaccel ve mehr-i müeccel. Her
iki mehir, nikâhta bildirilmedi ise, Mehr-i misil verilmesi gerekir. Kadının
baba tarafından akrabasına verilen kadar verir.
Mehr-i muaccel: Acele verilmesi gereken mehir demektir. Nikâh yapılınca,
verilmesi vacip olur. Zifaftan veya halvetten önce verilir. Mehr-i muacceli
geciktirmek câiz değildir. Hanım ayrılmaya sebep olan birşey yaparsa, mesela
mürted olursa, hurmet-i musâhare’ye sebep olursa, mehr-i muaccel verilmez. Erkek
boşarsa, ölürse veya ayrılığa sebep olan bir iş yaparsa tamamı verilir. Zifaf,
halvet olmamış ise yarısını verir.
Mehr-i müeccel: Hemen verilmesi gerekmeyip daha sonra verilmesi gereken
mehir demektir. Zifaf, halvet olmuşsa veya ikisinden biri ölmüşse, mehr-i
müeccelin verilmesi vacip olur. Hanımının istediği zamanda verilir. Eğer
istemedi ise, ikisinden biri ölünce, verilmesi vaciptir. Hanım ölünce, kocası,
hanımının vârislerine verir. Kocası ölünce, mirasından hanımına verilir. Mehrin
başlık parası ile alakası yoktur. Başlık parası almak haramdır.
Din câhili olan bir kimse, ‘İslâm dîninde, bir erkeğin
evlenebilmesi için, kıza mehr parası vermesi lâzımdır. Kadın, pazar eşyâsı
gibi, satılık mal olmaktadır” derse, islâmiyete iftirâ etmiş olur. İslâmiyette
mehr parası, evlenmek için değildir. Evliliğin düzenli, mes’ûd olarak devam
etmesi, kadının hak ve hürriyetlerinin korunması, din câhili huysuz erkeğin
elinde oyuncak olmaması içindir.
Mehr parasını vermek ve çocukların nafaka paralarını her ay
ödemek korkusundan erkek, hanımını boşayamaz. Bu korkunun olmadığı yerlerde,
mahkemeler boşanma davâları ile dolup taşmaktadır. Bunun için, evlenecek kızın,
islâmın güzel ahlâkını ve kadına verdiği kıymeti bilen ve bunlara önem veren
erkekden az mikdârda, böyle olmıyandan ise, fazla miktada mehr istemesi
eftaldir.
Düğün ve sonrası
Düğün, nişan merasimlerinde esas olan haram işlememektir.
Müslüman her işinde dine uyar, haramlardan uzak durur. Haram işlememek şartıyla
mahalli adetlere uygun her türlü merasim yapılabilir. Kadınlar kendi aralarında
def çalıp oynayabilir. Düğünde içki vermek, çalgı çalmak, kadın- erkek karışık
eğlenmek haramdır. Düğün yemekleri, merasimlerin kadın erkek ayrı ayrı yerlerde
yapıldığı salonlarda verilmelidir. Gelin
yabancı erkeklere görülmemelidir.
Osmanlılar zamanında, düğün yemeği perşembe günü ve
gecesinde verilir o gece yani cuma gecesi zifafa girilirdi.Yatsı namazından
sonra hoca efendi ile beraber, mahallenin ileri gelenleri, damadın yakınları
damadı evine götürür, evde Kur'an-ı kerim okunup dua edildikten sonra evden
ayrılırlardı.
Düğünde, az veya çok ziyafet vermek sünnettir. Resul-i ekrem
aleyhisselam evlendiği zaman, ziyafet vermiş. Eshab-ı kiramdan olan Abdurrahman
İbn Avf'a evlenince, "Bir koyun
kesmek sureti ile de olsa ziyafet ver" buyurmuştur.
Düğünde, zenginleri de, fakirleri de davet etmelidir.
Resulullah aleyhisselam: "O düğün
ziyafeti ne kötü bir ziyafettir ki, zenginler davet edilir de, fakirler mahrum
bırakılır" buyurmuştur.
Günah işlenmeyen düğünlere icabet etmek vacip ise de, yemek
yemek mecburiyeti yoktur. Diğer davetler sünnettir. Düğünde içki, çalgı gibi
dinen yasak olunan şeyler yapılıyorsa, icabet edilmez. Eğer, uygun olmayan
şeylere müdahale etmeye gücü varsa nasihat ederek müdahale edilmelidir. Harama,
kötülüğe mani olmalıdır. Harama razı olan onu işlemiş gibi günaha girer.
Nişanda, düğünde en çok yapılan çalgılı,
müzikli eğlence haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Muhakkak ki,
cenab-ı Hak beni alemlere rahmet olarak gönderdi. Bana, kaval, düdük, ney gibi
çalgı aletlerini, içkiyi ve putları yok etmemi emretti”
“Ümmetimden
öyleleri çıkacak ki, onlar zinayı, ipeği, içkiyi ve çalgı aletlerini helâl
sanacaklar.”
Kadınların düğünde, evde kendi aralarında eğlenmeleri, def
çalıp oynamaları caizdir. Erkeklerin oynamaları, eğlenmeleri uygun
değildir.Gelinin gelinliği zineti olduğundan dini açıdan eskiden yabancı
erkeklere gösterilmez, dışarı gelinlikle çıkartılmazdı..
Düğün esnasında ve düğünden sonra, kadın erkek karışık
oturmamalıdır. Kadınların, akraba da olsa, nikah düşen erkeklerle zaruret
olmadan konuşması, bir odada yalnız kalmaları caiz değildir, haramdır.
Peygamber efendimiz, yabancı kadınlardan uzak durun,
onlardan sakının buyurunca, orada bulunanlardan biri, kocanın akrabaları da
buna dahil midir diye sordu. Peygamber efendimiz, “ Akraba ölüm gibidir, hatta daha tehlikelidir” buyurdu. Yani, Kadın
erkek ayrı oturmaya dikkat edilmezse, günaha, zinaya düşmemek çok zordur. Başka
bir hadis-i şerifte de, “Benden sonra
erkeklerin başına gelecek en büyük fitne kadınlardandır” buyurdu.
Diğer bir hadis-i şerifte de, “Sakın kadınlarla tenha bir yerde bulunmayın. Allaha yemin ederim ki,
bir erkekle bir kadın yalnız olduklarında üçüncüsü şeytan olur.“ buyuruldu
Namaz kılıp dua edilmelidir
İlk gece zifafta (gerdekte), kız erkek Allah rızası için iki
rekat namaz kılıp namazdan sonra, evliliğin haklarında hayırlı olması için
cenab-ı Hakka niyaz etmelidir. Bu gece yapılan dua makbüldür. Bu gecede erkek
elini kızın alnına koyup, euzü besmele ve salat ve selamdan sonra şöyle dua
eder:
“Ya Rabbi, buna hayırlı ve güzel huy ver. Kötü huylardan uzak eyle. Onu
ve ailesini benim için bereketli kıl. Beni ve ailemi de, onun için bereketli
kıl. Hayır işlerde bizi beraber eyle, şer işlerden uzak eyle!”
Sonra, “Allahümme
bârik lî fî ehlî ve bârik lî ehlî fiyye, Allahümmerzuknî minhâ verzukhâ minnî.
Allahümmecma’beynenâ mâ cema’te fî hayrin ve ferrik beynenâ izâ ferrakte fî
hayrin” düâsını okur.
Cim’a edeceği zaman da: “Allahümme
bismike estahleltü fercehâ ve bi emânetike ehaztühâ. Allahümme femâ kadayte
şey’en min rahmihâ fec’alhü bârren takıyyen, vez’alhü müslimen seviyyâ ve lâ
tec’alhü müfsiden şerîken liş-şeytanî” der.
Cima’ ederken şeytandan Allahü teâlâya sığınarak, “Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve
cennibi-ş-şeytâne mâ razaktenâ”, yani şeytanı bizden ve bize verdiğin
çocuktan uzak eyle, diye dua eder.
Cimadan önce oturup sohbet etmeli fazla olmamak şartıyla
ufak tefek şeyler yiyerek varsa heyecan yatıştırılmalıdır. Yatağa girmede acele
etmemelidir. Cimada, yani cinsi münasebet esnasında üstleri kapalı olmalıdır.
Üstleri açık olarak yapılan cimadan hasıl olacak çocuk hayasız olur. Çok yaygın
olan, mutlaka ilk gece netice alınma düşüncesi çok yanlıştır. Hayatına yabancı
erkek girmemiş Müslüman bir genç kız, o yaşa kadar ilk gecenin korku ve
heyecanı ile yaşar. Bu gecede yapılacak güzel bir hareket bir ömür boyu
unutulmaz. Yine bu gecede yapılan yanlış bir hareket bir ömür boyu üzülerek
hatırlanır.
Bunun için işi aceleye getirmemeli, psikolojik açıdan kız
rahat değil ise ertesi güne tehir etmek çok isabetli bir hareket olur. Erkek
tek taraflı olarak egoistce hareket etmemelidir. Dinimizde yeri olmayan, bazı
yerlerde yapılan çarşaf kontrolü çok çirkin bir adettir. Buna müsaade
etmemelidir. Doktorlar, az da olsa bazı kızlık zarı türlerinde ilk temasta kan
gelmeyebileceğini veya çok az geleceğini bildirmektedirler. Bunun için sui zan
edip, saliha kızın günahını almamalıdır.
Sohbetin uzatılması birleşmenin geciktirilmesi, ortamın
hazır hale getirilmesi tavsiye
edilmiştir. Hadis-i şeriflerde şöyle buyurulmuştur: "Sizden biriniz hayvanların yaptığı gibi, konuşmadan, oynaşmadan,
öpmeden ailesi ile birleşmesin."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder