“ Kişinin oynaşmadan hemen hanımı ile beraber
olması, onun da rahatlamasını beklememesi acizlik alametidir.”
Bu konuda uzman doktorlar şu tavsiyede bulunmaktadırlar:
"Tam bir şehvetle meydana gelecek çocuk gürbüz olur. Aynı zamanda kadının da nefsi
tatmin edilmiş olur. Kadının nefsi tatmin edilmeyince, zamanla sıkıntı hasıl
olur. Bunun için acele etmemeli, kadının
da rahatlaması, tatmin olması beklenmelidir. Kadının tatmin olması erkeğe göre
daha geç olur.
Bu da ancak cimanın, münasebetin uzatılması ile
sağlanabilir. Erkek boşalma olacağını hissettiğinde zihnini başka şeylerle
meşgul eder, konuyu dağıtırsa mesela ertesi gün yapacağı işleri, alacağını
vereceğini düşünürse konuyu dağıtmış ve boşalmayı geciktirmiş olur. Boşalınca
da hemen bırakmamalıdır, kadınının da boşalmasını beklemelidir. Böylece kadının
da rahatlamasına imkan vermiş olur. Bu
çok önemlidir. Birçok yuvanın yıkılmasının, aile huzurunun bozulmasının altında
bu husus yatar. Ömründe hiç orgazm,
tatmin olmamış milyonlarca kadın vardır. Bunun için bu husus ihmal
edilmemelidir. Cimada, belli
bir pozisyon şartı yok ise de, tavsiye edilen, eftal olan bilinen klasik pozisyondur. " (Bu konuda geniş bilgi için, www.dinibilgiler.org ve mehmetoruc.com
sitesi “evlilik rehberi” dosyasına
müracaat edilebilir.)
Hazreti Ali
: "İtidal üzere olan cima'da,
gözlere nur, bedene kuvvet sağlanır", demiştir Fazla cinsi münasebet
hem bedene, hem de göze zafiyet getirir..
Her şehvetin neticesi, kalbi kararttığı ve bunalttığı halde,
meşru olarak yapılan cima, cinsi münasebet, kalbde ferahlık, ruh ve bedende
sükunet ve rahatlık temin eder. Cimadan asıl maksad, nesil üretme gayesidir ve
bundaki zevk de, böyle bir maksada binaen lütf-i İlahi olarak verilmiştir. Âdabına riayet ederek cimada bulunan eşler,
bununla ibadet sevabı da kazanır.
Peygamber Efendimize soruldu:
- Ya Resulallah, hanımımızla beraber olmaya da sevap verilir
mi?
- Evet. Kişi
zina yapacak olsaydı, günaha girecekti. Bu beraberlikle zina günahından
kurtulduğu için sevap verilir.
Nikahlı olarak yapılan beraberliğe "cima" denir;
nikahsız olana "zina" denir. Kadının meşru mazeretsiz olarak
kocasının teklifini kabul etmemesi büyük günahtır.
Cimada şunlara dikkat etmek iyi olur:
1- Cimaya Euzü-Besmele'yle başlamalıdır. Niyeti kendini ve
hanımını zinadan korumak ve hayırlı evlat yetiştirmek olmalıdır!
2- Cima başlamadan önce, kadınla kafi miktarda oynaşmak ve
kadında kuvvetli bir arzu belirdikten sonra başlamak gerekir. Böyle bir
başlangıç olmadan cimada bulunmanın, kadın için cefa olacağı hadis-i şerifte
belirtilmiştir.
3- Cima anında acele etmemeli, kadının tatmin olmasını da
beklemelidir!
4- Cima bitince hemen çekilmemeli, biraz daha birlikte
kalmalı; kadının zevkinin ifası için bir miktar daha beklemelidir.
Cimanın pazartesi ve cum'a geceleri olması iyidir. Diğer
geceler de caizdir.
Cimada şunları yapmamak iyi olur:
1- Cima esnasında ayaklar kıble istikametinde olmamalıdır.
2- Yorgan ve benzeri bir örtü olmadan, açık olarak çırılçıplak
cima etmemelidir.
3- Tam cima halindeyken konuşmak, gülmek, sesi yükseltmek
uygun değildir. Bu halin çocuk için konuşma aksaklığına sebep olacağı
söylenmiştir.
4- Eşinin ve kendinin avret uzvuna bakmamalıdır. İhtiyaç
halinde karı koca birbirine tepeden tırnağa bakabilir. Haram değildir.
5- Kameri ayların ilk, orta ve son gecelerinde cima etmemek
iyi olur.İhtiyaç olursa, şehvetlenip haram işlemek mesela yabancı kadına
şehvetle bakma tehlikesi varsa cima etmek her zaman lazım olur. Eşler arasında
geçen cinsi ilişkilerle ilgili mahrem sırların başkalarına ifşa edilip
yayılması haramdır.
Bazı adab
kitablarında, cima vakitleriyle ilgili zamanlardan ve bu vakitlerin doğacak
çocuklar üzerindeki te'sirlerinden bahsedilmiştir. Bunlar dini bakımdan
uyulması gereken bağlayıcı hükümlerden değildir. Fakat bahsedilen vakitlerin
gözetilmesi zararlı olmaz, faydalı olur.
Cima için tavsiye edilmeyen vakitler şunlardır:
1- Hafta içinde pazar gecesi ve çarşamba gecesi.
2- Kameri aylarının birinci, onbeşinci ve sonuncu geceleri.
3- Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri,
4- Berat gecesi;
5- Yola çıkılacak gece;
6- Gündüz öğleden sonra.
Bunlar da bir tavsiyedir. Şehvetlenip haram işlemek mesela
yabancı kadına şehvetle bakma tehlikesi varsa mekruh olmaz. Bilakis beraber
olmak lazım olur. Güne, zamana bakılmaz. Cima için münasib görülmeyen haller:
1- Zevcenin rızası yoksa.
3- Abdesti sıkışıksa.
4- Fazla tok, hasta ve yorgun ise.
5- Çok soğuk ve çok sıcaksa.
Kendini haramdan korumaya, halal ile yetinmeye niyet etmeli,
cima ederken şeytandan Allahü teâlâ'ya sığınıp, “Bismillahi Allahümme cennibna-ş-şeytane ve cennibi-ş-şeytane ma
razaktena” demelidir. Bu durumda hamile kalırsa, şeytan ona zarar vermez.
Kadına hayz halinde iken yaklaşmak yani cima etmek haramdır. Kadının meşru bir özrü yok iken
hayzını bahane ederek, yalan söyleyerek
kocasından uzak durması da haramdır, büyük günahtır. Hadis-i şerifte, “ Kişi karısını yatağına çağırdığı zaman
kadın gelmekten kaçınır, kocası da bu sebeple kırgın ve kızgın olarak gecelerse
melekler sabaha kadar o kadına lanet eder” buyuruldu.
Kadının, hayz başladığını kocasına bildirmesi lâzımdır.
Kocası sorunca bildirmezse, büyük günah olur. Temiz iken, hayz başladı demesi
de, büyük günahtır. Peygamberimiz, “Hayzın başladığını ve bittiğini kocasından
saklayan kadın mel'ûndur” buyurdu.
Hayz hâlinde de, temiz iken de kadına dübüründen yaklaşmak
haramdır. Büyük günahtır. Helal olduğuna inanan, dinden çıkar, kafir olur.
Dübüre olmamak kaydıyla kadına, arkadan kadınlık uzvuna yaklaşmak caizdir.
Homoseksüellik
denilen oğlan kirletmek bundan daha büyük günahtır. Buna “Livâta” denir. Enbiyâ
sûresinde, livâtaya “Habîs iştir”
buyuruluyor.
Bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
"Bir kimse, karısıyla dübüründen
(arkasından) yaklaşırsa, Allahü teâlâ ve melekleri ona lanet ederler ve
Allah'ın rahmetine ulaşamaz." Kadın
buna rıza gösterirse o da bu günaha ortak olur. Haram olan işlerde kocanın
emrine uyulmaz.
Lezbiyencilik, yani kadının, kadın kadına münasebeti de asla
caiz değildir. Böyle yapan kadınlar, zina yapmış olurlar. Oral yol da, bazı
yönlerden kerih görülmüştür.
Lezbiyenliğe, kadınların sık sık sarılıp öpüşmesi, aynı yatakta yatması gibi
şeyler sebep olabilir. Bunun için hadis-i şerifte iki kadının aynı yorgan
altında yatması yasaklanmıştır: “ .. Bir
kadın da diğer bir kadınla tenleri temas edecek şekilde bir yorgan altında
yatamaz” buyuruldu.
Çocuk olmaması için tedbir almakta bir mahzur yoktur. Hatta
bugün fazla çocuk için tedbir almak
ihtiyaç haline gelmiştir. Çünkü, zamanımızda islam terbiyesinde çocuk
yetiştirmek zorlaşmıştır, hatta imkansız hale gelmiştir. Evliliğin ilk
aylarında (3-5 ay) eşlerin birbirlerini tanıması, kaynaşması için tedbir almak
uygun olabilir ise de daha fazla geciktirmek uygun olmaz. Çünkü, çocuk eşleri
birbirine bağlar, aile bağını kuvvetlendirir. Aileleri birbirine yaklaştırır.
Evin bereketi ve neşe kaynağı olur.
Resulullah
Efendimizin Hazret-i Ali’ye tavsiyeleri:
Resulullah Efendimiz, Hazret-i Fâtımayı,
hazret-i Alîye tezvîc ettiklerinde şu tavsiyelerde bulundular:
Yâ Alî! Gelini kendi evine götürdüğün
zaman, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine
saç. Böyle yapınca, Allahü teâlâ senin evinden yetmiş türlü fakîrliği dışarı
çıkarır. Yetmiş türlü bereket evine dâhil eder. Yetmiş rahmet sana nâzil kılar. O gelin ile ve onun
bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikten ve diğer hastalıklardan
emîn olur.
Yâ Alî! Gelini ilk hafta, yoğurt
yemekten, ayran içmekten, sirke ve ekşi yemekten men et! Turşu ve yoğurt ve
ayran, rahmde evlâd olmasına mâni olur. Sirke yiyen kadının hayzı zahmetli olur
ve temizliği uzar. Ekşi elma yemek, hayz kanını keser. Onun ardından başka
hastalık zuhûr eder.
Yâ Alî, ayın evvelinde, ortasında ve sonunda, ikindi
namazından sonra ehline yakın olma. Ehline yakınlık ettiğin vakit çok konuşma,
avret yerine bakma. Sohbet esnâsında gözünü yumma.
Yâ Alî! Kendi ehline bir başka kadının şehveti ile yakın
olma ki, eğer bir evlâd olur ise muhannes olur. Kadınlara benzemeye çalışır.
Yâ Alî! ikiniz de ayakda iken yaklaşma, eğer çocuk olur ise,
döşeğe bevl eder.
Yâ Alî! Ehlinle bayram geceleri, meyve ağacı altında, Ezân
ile ikâmet arasında, Berât gecesinde yaklaşma. Sefere çıkacağın gece ve üç
günlük seferden geldiğin gecesi ehline yakınlık etme; bir çocuk olursa müsrif
ve zâlim olur.
Yâ Alî! Pazartesi gecesi ehline yakınlık edersen, aranızda
bir çocuk olursa, hâfız-ı Kur’ân, Salı gecesi olursa, mü’min ve iyi huylu olur.
Perşembe gecesi olursa, hikmeti ve ilmi
çok âlim olur ilmi ile âmil olur. Perşembe günü öğleden evvel olursa, aslâ
şeytân ona ölene kadar yaklaşamaz. Dünyâda ve âhıretde selâmette olur. Eğer
Cuma gecesi olursa Kâri-i Kur’ân olur. Veyâ hatib olur. Cuma günü olursa, âlim
olur, dindârlığı ile ma’rûf ve meşhûr olur. Eğer Cuma gecesi yatsı namazından
bir saat sonra ehline yakınlık edersen doğacak çocuk velîler cümlesinden olur.
Yâ Alî! Ehline gecenin evvel saatinde yakınlık etme ki, eğer
bir çocuk olursa kötü huylu olur. Dünyâyı âhıret üzerine tercîh eder. Yâ Alî!
Benim bu nasihatlerime uy ki, Allahü teâlânın izni ile sana fâide versin.
(Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn)
GUSÜL ABDESTİ
Cünüb olan her kadının ve erkeğin ve hayzdan ve nifâstan
kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonuna o namazı kılacak kadar zaman
kalınca, gusül abdesti alması farzdır.
Farzları yapanlara çok sevap vardır. Yapmayanlara da, büyük
günah vardır. Resûlullah buyuruyor ki: “Gusül
abdesti almaya kalkan bir kimseye, üzerindeki kıl adedince (yâni pek çok demektir)
sevap verilir. O kadar günahı affolur. Cennetteki derecesi yükselir. Guslü için
ona verilecek sevap, dünyada bulunan herşeyden daha hayırlı olur. Allahü teâlâ,
Meleklere, bu kuluma bakınız! Gece, üşenmeden kalkıp, benim emrimi düşünerek,
cenâbetten guslediyor. şâhit olunuz ki, bu kulumun günahlarını af ve magfiret
eyledim buyurur”.
Hadis-i şerifte, “Kirlenince,
çabuk gusül abdesti alın! Çünkü kiramen kâtibîn melekleri, cünüb gezen kimseden
incinir” buyuruldu. Hadis-i şerifte, “Resim,
köpek ve cünüb kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez” buyuruldu. Namaz
kılan ve kılmıyan herkes, bir an önce gusletmelidir. Bir namaz vaktini cünüb
geçirirse, çok acı azâb görecektir. Bunun için öğle ezanından sonra cünüb olan,
öğle namazını kılmamış ise, ikindi vaktine kadar; kılmış ise, akşam namazına
kadar mutlaka gusletmelidir.
Guslün farzı
Guslün farzı üçtür:
1 - Ağzın hepsini iyice yıkamak. Ağız dolusu su içmekle olur
ise de, yutmak mekruhdur diyen de olmuştur.
2 - Burnu yıkamak. Burundaki kuru kir altını ve ağızdaki,
çiğnenmiş ekmek altını yıkamazsa gusül sahih olmaz. Hanbelî mezhebinde, mazmaza
ve istinşâk, abdest alırken de, gusülde de farzdır.
3 - Bedenin her yerini yıkamaktır. Bedenin, ıslatılmasında
haraç olmıyan yerlerini yıkamak farzdır.
Kadınlar, örülü saçın diblerini ıslatınca, örgüyü yıkamak
lâzım değildir. Saç dibleri ıslanmazsa, örgüyü açmak lâzım olur. Örülmemiş
saçların her tarafını da yıkamak farzdır. Cünüb iken, kasıkları traş etmek, saç
tırnak kesmek mekruhdur. Tırnaktaki oje
gibi su geçirmiyen şeylerin altını yıkamak lâzımdır. Gusülde kıbleye dönülmez
ve duâ okunmaz. Yalnız besmele çekilir ve kelime-i şehâdet söylenir. Havuzda,
nehirde, denizde, yağmur altında ıslanan, ağzını ve burnunu da yıkasa, abdest
ve gusül almış olur.
Sünnet üzere gusül
Sünnet üzere gusül abdesti almak için, önce, temiz olsalar
dahî, iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necâset varsa
yıkamalı, sonra, tam bir abdest almalı, yüzünü yıkarken, gusle niyet etmeli,
ayakları altında su toplanmıyorsa, ayakları da yıkamalıdır. Sonra bütün bedene
üç defa su dökmelidir. Önce üç defa başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza
dökmeli, her döküşte, o taraf tamam ıslanmalıdır. Birinci dökmede oğmalıdır.
Gusülde, bir uzva dökülen suyu, başka uzvlara akıtmak câiz olup, orası da
temizlenir. Çünkü, gusülde bütün beden, bir uzuv sayılır. Gusül tamam olunca,
tekrar abdest almak mekruhdur. Guslederken namaz abdesti bozulursa, bir daha
almak lâzım olur. Şâfi'îyi ve Mâlikîyi taklîd edenler buna dikkat etmelidir.
Çünkü, bunlarda el ayası ile ön edep yerine dokununca namaz abdesti bozulur.
Abdest bozulmadan, başka yerde almak veya namaz kılıp sonra almak câizdir.
Abdestte ve gusülde, lüzûmundan fazla su kullanmak isrâftır.
3.5 kilo su ile gusledilebilir. Resûlullah yaklaşık 875 gr.su ile abdest
alır, 4.2 kg. civarında su ile
guslederdi. Kirden temizlenmek için ihtiyaç miktarı su kullanmak israf
olmaz.
Diş çukuru ıslanmazsa gusül tamam olmaz. Bunun için, diş
kaplatınca ve doldurunca, gusül abdesti sahih olmaz. İnsan cenâbetlikten kurtulmaz.
Kaplama ve dolgu dişi bulunanların Maliki mezhebini taklid etmeleri lazımdır.
(Taklidin nasıl yapılacağı, “İslam
Ahlakı” kitabında yazılıdır)
Cünüb olmak
Cünüb olmak üç türlüdür: Erkeklik organının sünnet derisi
altındaki kısmı ferce dahil olunca veya erkekte koyu beyaz ve kadında akıcı
sarı menî, yerinden şehvetle kopup çıkınca veya ihtilâm ile yâni rü'yâda
şehvetlenip uyandığı zaman, menî akmış olduğunu görünce, erkek ve kadın cünüb
olur. Vedî ve mezi çıkınca cünüb olmaz. Mezi, şehvetlenme esnasında gelen 1-2
damlalık yapışkan şeffaf sıvıdır. Vedi, idrardan sonra ıkınma ile gelen koyu
bulanık sıvıdır.
Cünüb olup, idrar yapmadan gusleden kimseden, sonra menînin
geri kalan kısmı, şehvetsiz aksa, tekrar gusül lâzım olur. Bunun için, gusülden
önce, idrâr çıkararak, idrâr yolunda kalmış olan menî parçasını çıkarmak, sonra
gusletmek lâzımdır.
Kadın cünüb iken hayz görürse, isterse hemen gusleder.
İsterse, hayz bitinceye kadar bekleyip, sonra ikisi için bir gusleder.
Hayz (âdet) bilgileri
Her Müslüman erkek ve kadının ilmihal bilgilerini öğrenmesi
farzdır. Bu bilgiler içinde, Hayz ve Nifas bilgileri de çok önemlidir. Abdest,
namaz, Kur'an-ı kerim, hac, balig olmak, evlenmek gibi işler için kadın
hallerini bilmek şarttır. Bunları bilmiyen, harama düşer, ibadeti sahih olmaz.
Herkesin bilmesi lazım olanlar, Hanefi mezhebine göre kısaca şöyle:
Hayz müddeti en az 3 gün, en fazla 10 gündür. 10 günden
sonra gelen kana İstihaza kanı denir. Bu hastalık kanıdır.
Beyazdan başka her renk Hayz kanıdır. Kan görüldüğü andan,
kesilene kadar olan günlerin sayısına adet zamanı denir. Âdet zamanı en çok 10,
en az 3 gündür. Diğer üç mezhebde en çoğu 15 gündür. Hayz kanı devamlı
akmayabilir. Hergün az miktar kan görülmesi hayz halinin devam ettiğini
gösterir.
İki adet arasında en az 15 gün temizlik hali olur. Kan, en
az 15 günlük temizlikten sonra gelip 3 günden önce kesildiğinde, namaz vaktinin
sonu yaklaşıncaya kadar bekler. Sonra gusletmeden yalnızca abdest alıp, o
namazı kılar ve önce kılmadıklarını kaza eder. O namazı kıldıktan sonra kan
yine gelirse, namaz kılmaz. Yine kesilirse vaktin sonuna doğru abdest alıp, o
namazı kılar ve kılmadıklarını kaza eder. 3 gün tamam oluncaya kadar böyle
yapar.
Adetin değişmesi
Üç gün kan gelip, normal adet süresinden önce kesildiğinde,
namaz vakti sonuna kadar bekler, kan görmezse gusledip, o namazı kılar.
Âdet zamanı belli olan kadın, bir defa başka sayıda hayz
kanı görse, adeti değişmiş olur. Temiz gün sayısı da böyledir. Mesela, adeti 5
gün, temizlik hali 20 gün olan bir kadın, hayz halini 7 gün görse adeti
değişmiş 7 gün olmuş olur.
Âdeti 7 gün olan kadının kanı, 8 gün devam eder sonra
kesilirse, adeti 8 güne çıkmış olur. Fakat 11. gün tekrar gelirse, 7 günden
sonrası istihaza kanı olur. 7 günden sonraki namazlarını kaza eder. Normal
adeti 7 gün iken 5 günde kan kesilirse, gusledip namazını kılar. Fakat 7 gün
dolmadan cima edemez.
Âdetin başlayış ve bitiş vaktini bilmek çok önemlidir.
Mesela, adeti 5 gün olan kadının hayzı, 10 günü 3 dakika aşmış olsa, adet zamanı
olan 5 günden sonra gelenler, istihaza kanı olur. 10 gün geçmeden ya'ni 10
günden birkaç dakika önce kesilmiş olursa, hepsi hayz olur. Bunun için her
kadının, kendi hayz ve temizlik gün sayısını ezberlemesi gerekir. Aylık olarak
kanın geliş ve kesilişini ayın günlerini topluca gösteren takvim yaprağına
işaretlemelidir. (Maliki mezhebinde hayzın süresi en fazla 15 gündür. Bunun
için, Malikiyi taklid edenler, 10 günden sonra kan devam ederse, o günler namaz
kılmazlar daha sonra bu kılmadıkları namazları kaza ederler.)
Ramazanda, sahurdan sonra, hayzdan veya nifastan kesilen, o
gün yiyip içmez. Fakat, o günü kaza eder. Hayz veya nifas gündüz başlarsa, o
gün yiyip içer. Hayz olmayıp istihaza kanı gelen kadın, idrarını tutamayan veya
bir yerinden devamlı kan akan kimse gibi özürlü olur. Kan aksa da, namazını
kılar, orucunu tutar. Özürlü olduğu için, her namaz için, o namazın vakti
girince abdest alması lazımdır. Fakat Maliki'yi taklid ederse, abdesti bozulmuş
olmaz.
NOT: Çok kısa bir özetini verdiğimiz bu ince ve hassas bilgileri
geniş olarak öğrenmkek lazımdır. Bu önemli bilgiler, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye ve İslam Ahlakı kitaplarında geniş olarak yazılıdır.
Nifâs
Nifâs, lohusa demektir. Elleri, ayakları, başı belli olan
düşükte gelen kan da nifâstır. Nifâs zamanının azı yoktur. Kan kesildiği zaman,
gusledip namaza başlar. Fakat, âdeti kadar gün geçmeden, cimâ' edemez. En çok
zamanı kırk gündür. Kırk gün tamam olunca, kan kesilmese de, gusledip, namaza
başlar. Kırk günden sonra gelen kan, istihâza olur.
Birinci çocuğunda, yirmibeş günde temizlenen kadının âdeti,
yirmibeş gün olur. Bu kadının ikinci çocuğunda kan, kırkbeş gün gelse nifâsı
yirmibeş gün sayılıp, yirmi günü istihâza olur. Yirmi günlük namazlarını kaza
eder.
O hâlde nifâs gününü de ezberlemek lâzımdır. İkinci çocukta
kan, kırk günden önce, meselâ otuzbeş günde kesilirse, bunun hepsi nifâs olur
ve âdeti yirmibeş günden, otuzbeş güne değişmiş olur.
Hayzlı veya nifaslı kadına yasak olanlar
1- Namaz kılamaz. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki: “Kadın hayzlı iken namaz kılamaz, hayzı
bitip özrü devam ederken kılar.” (E. Davüd)
2- Oruç tutamaz. Hz. Âişe validemizin naklettiği hadis-i
şerifte, hayzlı iken tutulamayan orucu kaza etmek gerektiği, kılınmayan
namazları kaza etmek gerekmediği bildirilmiştir. (Buhari)
3- Kur'an-ı kerim okuyamaz. Hadis-i şerifte, “Hayzlı, cünüp olan, Kur'andan birşey
okuyamaz” buyuruldu. (Tirmizi)
4- Mushafa el süremez. Çünkü Kur'an-ı kerimde, “Ona (Kur'an-ı
kerime) temiz olanlardan başkası dokunamaz” buyuruluyor. (Vakıa 79) Peygamber
efendimiz de, “Kur'ana ancak temiz olan
dokunabilir” buyurdu. (Nesai)
5- Camiye, giremez. Hadis-i şerifte, “Cünüp ile hayzlıya mescide girmek helal olmaz” buyuruldu. (İbni
Mace)
6- Ka'beyi tavaf edemez. Çünkü tavafta abdestli olmak
lazımdır. Hadis-i şerifte, “Beytullahı
tavaf etmek, namaz kılmak gibidir” buyuruldu. (Tirmizi)
7- Cima yapamaz yani hanımı ile ilişki kuramaz. (Bekara 222)
Hayzlı kadının, tesbih çekmesinde, salevat-ı şerife,
kelime-i tevhid, istiğfar ve dualar ile, Rabbena atina gibi dua ayetlerini
ezberden okumasında mahzur yoktur. Fatiha'yı dua niyetiyle okuyabilir. Hayzlı
saç ve tırnak kesebilir. Cünüp olan saç ve tırnak kesemez. Cünüp kadın, göğsünü
yıkadıktan sonra ağlıyan çocuğunu emzirebilir. Mümkünse her zaman abdestli emzirmeye
çalışmalıdır!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder