Bağış Yap

Amount :
Other : USD

24 Mart 2013 Pazar

Huzurun Kaynağı Aile


 “ Kişinin oynaşmadan hemen hanımı ile beraber olması, onun da rahatlamasını beklememesi acizlik alametidir.”
Bu konuda uzman doktorlar şu tavsiyede bulunmaktadırlar:
"Tam bir şehvetle meydana gelecek çocuk  gürbüz olur. Aynı zamanda kadının da nefsi tatmin edilmiş olur. Kadının nefsi tatmin edilmeyince, zamanla sıkıntı hasıl olur. Bunun için  acele etmemeli, kadının da rahatlaması, tatmin olması beklenmelidir. Kadının tatmin olması erkeğe göre daha geç olur.
Bu da ancak cimanın, münasebetin uzatılması ile sağlanabilir. Erkek boşalma olacağını hissettiğinde zihnini başka şeylerle meşgul eder, konuyu dağıtırsa mesela ertesi gün yapacağı işleri, alacağını vereceğini düşünürse konuyu dağıtmış ve boşalmayı geciktirmiş olur. Boşalınca da hemen bırakmamalıdır, kadınının da boşalmasını beklemelidir. Böylece kadının da rahatlamasına  imkan vermiş olur. Bu çok önemlidir. Birçok yuvanın yıkılmasının, aile huzurunun bozulmasının altında bu husus yatar.  Ömründe hiç orgazm, tatmin olmamış milyonlarca kadın vardır. Bunun için bu husus ihmal edilmemelidir. Cimada, belli bir pozisyon şartı yok ise de, tavsiye edilen, eftal olan  bilinen klasik pozisyondur. " (Bu konuda geniş bilgi için, www.dinibilgiler.org ve mehmetoruc.com sitesi “evlilik rehberi” dosyasına müracaat edilebilir.)
Hazreti  Ali : "İtidal üzere olan cima'da,  gözlere nur, bedene kuvvet sağlanır", demiştir Fazla cinsi münasebet hem bedene, hem de göze zafiyet getirir..
Her şehvetin neticesi, kalbi kararttığı ve bunalttığı halde, meşru olarak yapılan cima, cinsi münasebet, kalbde ferahlık, ruh ve bedende sükunet ve rahatlık temin eder. Cimadan asıl maksad, nesil üretme gayesidir ve bundaki zevk de, böyle bir maksada binaen lütf-i İlahi olarak verilmiştir.  Âdabına riayet ederek cimada bulunan eşler, bununla ibadet sevabı da kazanır.
Peygamber Efendimize soruldu:
- Ya Resulallah, hanımımızla beraber olmaya da sevap verilir mi?
- Evet. Kişi zina yapacak olsaydı, günaha girecekti. Bu beraberlikle zina günahından kurtulduğu için sevap verilir.
Nikahlı olarak yapılan beraberliğe "cima" denir; nikahsız olana "zina" denir. Kadının meşru mazeretsiz olarak kocasının teklifini kabul etmemesi büyük günahtır. 

Cimada şunlara dikkat etmek iyi olur:
1- Cimaya Euzü-Besmele'yle başlamalıdır. Niyeti kendini ve hanımını zinadan korumak ve hayırlı evlat yetiştirmek olmalıdır!
2- Cima başlamadan önce, kadınla kafi miktarda oynaşmak ve kadında kuvvetli bir arzu belirdikten sonra başlamak gerekir. Böyle bir başlangıç olmadan cimada bulunmanın, kadın için cefa olacağı hadis-i şerifte belirtilmiştir.
3- Cima anında acele etmemeli, kadının tatmin olmasını da beklemelidir!
4- Cima bitince hemen çekilmemeli, biraz daha birlikte kalmalı; kadının zevkinin ifası için bir miktar daha beklemelidir.
Cimanın pazartesi ve cum'a geceleri olması iyidir. Diğer geceler de caizdir.

Cimada şunları yapmamak iyi olur:
1- Cima esnasında ayaklar kıble istikametinde olmamalıdır.
2- Yorgan ve benzeri bir örtü olmadan, açık olarak çırılçıplak cima etmemelidir.
3- Tam cima halindeyken konuşmak, gülmek, sesi yükseltmek uygun değildir. Bu halin çocuk için konuşma aksaklığına sebep olacağı söylenmiştir.
4- Eşinin ve kendinin avret uzvuna bakmamalıdır. İhtiyaç halinde karı koca birbirine tepeden tırnağa bakabilir. Haram değildir.
5- Kameri ayların ilk, orta ve son gecelerinde cima etmemek iyi olur.İhtiyaç olursa, şehvetlenip haram işlemek mesela yabancı kadına şehvetle bakma tehlikesi varsa cima etmek her zaman lazım olur. Eşler arasında geçen cinsi ilişkilerle ilgili mahrem sırların başkalarına ifşa edilip yayılması haramdır.
 Bazı adab kitablarında, cima vakitleriyle ilgili zamanlardan ve bu vakitlerin doğacak çocuklar üzerindeki te'sirlerinden bahsedilmiştir. Bunlar dini bakımdan uyulması gereken bağlayıcı hükümlerden değildir. Fakat bahsedilen vakitlerin gözetilmesi zararlı olmaz, faydalı olur.
Cima için tavsiye edilmeyen vakitler şunlardır:
1- Hafta içinde pazar gecesi ve çarşamba gecesi.
2- Kameri aylarının birinci, onbeşinci ve sonuncu geceleri.
3- Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri,
4- Berat gecesi;
5- Yola çıkılacak gece;
6- Gündüz öğleden sonra.
Bunlar da bir tavsiyedir. Şehvetlenip haram işlemek mesela yabancı kadına şehvetle bakma tehlikesi varsa mekruh olmaz. Bilakis beraber olmak lazım olur. Güne, zamana bakılmaz. Cima için münasib görülmeyen haller:
1- Zevcenin rızası yoksa.
3- Abdesti sıkışıksa.
4- Fazla tok, hasta ve yorgun ise.
5- Çok soğuk ve çok sıcaksa.
Kendini haramdan korumaya, halal ile yetinmeye niyet etmeli, cima ederken şeytandan Allahü teâlâ'ya sığınıp, “Bismillahi Allahümme cennibna-ş-şeytane ve cennibi-ş-şeytane ma razaktena” demelidir. Bu durumda hamile kalırsa, şeytan ona zarar vermez.
Kadına hayz halinde iken yaklaşmak yani cima etmek  haramdır. Kadının meşru bir özrü yok iken hayzını bahane ederek, yalan söyleyerek  kocasından uzak durması da haramdır, büyük günahtır. Hadis-i şerifte, “ Kişi karısını yatağına çağırdığı zaman kadın gelmekten kaçınır, kocası da bu sebeple kırgın ve kızgın olarak gecelerse melekler sabaha kadar o kadına lanet eder” buyuruldu.
Kadının, hayz başladığını kocasına bildirmesi lâzımdır. Kocası sorunca bildirmezse, büyük günah olur. Temiz iken, hayz başladı demesi de, büyük günahtır. Peygamberimiz,  “Hayzın başladığını ve bittiğini kocasından saklayan kadın mel'ûndur” buyurdu.
Hayz hâlinde de, temiz iken de kadına dübüründen yaklaşmak haramdır. Büyük günahtır. Helal olduğuna inanan, dinden çıkar, kafir olur. Dübüre olmamak kaydıyla kadına, arkadan kadınlık uzvuna yaklaşmak caizdir.
 Homoseksüellik denilen oğlan kirletmek bundan daha büyük günahtır. Buna “Livâta” denir. Enbiyâ sûresinde, livâtaya “Habîs iştir” buyuruluyor.
Bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
 "Bir kimse, karısıyla dübüründen (arkasından) yaklaşırsa, Allahü teâlâ ve melekleri ona lanet ederler ve Allah'ın rahmetine ulaşamaz." Kadın buna rıza gösterirse o da bu günaha ortak olur. Haram olan işlerde kocanın emrine uyulmaz.
Lezbiyencilik, yani kadının, kadın kadına münasebeti de asla caiz değildir. Böyle yapan kadınlar, zina yapmış olurlar. Oral yol da, bazı yönlerden  kerih görülmüştür. Lezbiyenliğe, kadınların sık sık sarılıp öpüşmesi, aynı yatakta yatması gibi şeyler sebep olabilir. Bunun için hadis-i şerifte iki kadının aynı yorgan altında yatması yasaklanmıştır: “ .. Bir kadın da diğer bir kadınla tenleri temas edecek şekilde bir yorgan altında yatamaz” buyuruldu.
Çocuk olmaması için tedbir almakta bir mahzur yoktur. Hatta bugün fazla çocuk için tedbir almak ihtiyaç haline gelmiştir. Çünkü, zamanımızda islam terbiyesinde çocuk yetiştirmek zorlaşmıştır, hatta imkansız hale gelmiştir. Evliliğin ilk aylarında (3-5 ay) eşlerin birbirlerini tanıması, kaynaşması için tedbir almak uygun olabilir ise de daha fazla geciktirmek uygun olmaz. Çünkü, çocuk eşleri birbirine bağlar, aile bağını kuvvetlendirir. Aileleri birbirine yaklaştırır. Evin bereketi ve neşe kaynağı olur.

Resulullah Efendimizin Hazret-i Ali’ye tavsiyeleri:
Resulullah Efendimiz, Hazret-i Fâtımayı, hazret-i Alîye tezvîc ettiklerinde şu tavsiyelerde bulundular:
Yâ Alî! Gelini kendi evine götürdüğün zaman, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca, Allahü teâlâ senin evinden yetmiş türlü fakîrliği dışarı çıkarır. Yetmiş türlü bereket evine dâhil eder. Yetmiş rahmet sana nâzil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikten ve diğer hastalıklardan emîn olur.
Yâ Alî! Gelini ilk hafta, yoğurt yemekten, ayran içmekten, sirke ve ekşi yemekten men et! Turşu ve yoğurt ve ayran, rahmde evlâd olmasına mâni olur. Sirke yiyen kadının hayzı zahmetli olur ve temizliği uzar. Ekşi elma yemek, hayz kanını keser. Onun ardından başka hastalık zuhûr eder.
Yâ Alî, ayın evvelinde, ortasında ve sonunda, ikindi namazından sonra ehline yakın olma. Ehline yakınlık ettiğin vakit çok konuşma, avret yerine bakma. Sohbet esnâsında gözünü yumma.
Yâ Alî! Kendi ehline bir başka kadının şehveti ile yakın olma ki, eğer bir evlâd olur ise muhannes olur. Kadınlara benzemeye çalışır.
Yâ Alî! ikiniz de ayakda iken yaklaşma, eğer çocuk olur ise, döşeğe bevl eder.
Yâ Alî! Ehlinle bayram geceleri, meyve ağacı altında, Ezân ile ikâmet arasında, Berât gecesinde yaklaşma. Sefere çıkacağın gece ve üç günlük seferden geldiğin gecesi ehline yakınlık etme; bir çocuk olursa müsrif ve zâlim olur.
Yâ Alî! Pazartesi gecesi ehline yakınlık edersen, aranızda bir çocuk olursa, hâfız-ı Kur’ân, Salı gecesi olursa, mü’min ve iyi huylu olur. Perşembe gecesi olursa,  hikmeti ve ilmi çok âlim olur ilmi ile âmil olur. Perşembe günü öğleden evvel olursa, aslâ şeytân ona ölene kadar yaklaşamaz. Dünyâda ve âhıretde selâmette olur. Eğer Cuma gecesi olursa Kâri-i Kur’ân olur. Veyâ hatib olur. Cuma günü olursa, âlim olur, dindârlığı ile ma’rûf ve meşhûr olur. Eğer Cuma gecesi yatsı namazından bir saat sonra ehline yakınlık edersen doğacak çocuk velîler cümlesinden olur.
Yâ Alî! Ehline gecenin evvel saatinde yakınlık etme ki, eğer bir çocuk olursa kötü huylu olur. Dünyâyı âhıret üzerine tercîh eder. Yâ Alî! Benim bu nasihatlerime uy ki, Allahü teâlânın izni ile sana fâide versin. (Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn)

GUSÜL ABDESTİ

Cünüb olan her kadının ve erkeğin ve hayzdan ve nifâstan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonuna o namazı kılacak kadar zaman kalınca, gusül abdesti alması farzdır.
Farzları yapanlara çok sevap vardır. Yapmayanlara da, büyük günah vardır. Resûlullah buyuruyor ki: “Gusül abdesti almaya kalkan bir kimseye, üzerindeki kıl adedince (yâni pek çok demektir) sevap verilir. O kadar günahı affolur. Cennetteki derecesi yükselir. Guslü için ona verilecek sevap, dünyada bulunan herşeyden daha hayırlı olur. Allahü teâlâ, Meleklere, bu kuluma bakınız! Gece, üşenmeden kalkıp, benim emrimi düşünerek, cenâbetten guslediyor. şâhit olunuz ki, bu kulumun günahlarını af ve magfiret eyledim buyurur”.
Hadis-i şerifte, “Kirlenince, çabuk gusül abdesti alın! Çünkü kiramen kâtibîn melekleri, cünüb gezen kimseden incinir” buyuruldu. Hadis-i şerifte, “Resim, köpek ve cünüb kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez” buyuruldu. Namaz kılan ve kılmıyan herkes, bir an önce gusletmelidir. Bir namaz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azâb görecektir. Bunun için öğle ezanından sonra cünüb olan, öğle namazını kılmamış ise, ikindi vaktine kadar; kılmış ise, akşam namazına kadar mutlaka gusletmelidir.

Guslün farzı
Guslün farzı üçtür:
1 - Ağzın hepsini iyice yıkamak. Ağız dolusu su içmekle olur ise de, yutmak mekruhdur diyen de olmuştur.
2 - Burnu yıkamak. Burundaki kuru kir altını ve ağızdaki, çiğnenmiş ekmek altını yıkamazsa gusül sahih olmaz. Hanbelî mezhebinde, mazmaza ve istinşâk, abdest alırken de, gusülde de farzdır.
3 - Bedenin her yerini yıkamaktır. Bedenin, ıslatılmasında haraç olmıyan yerlerini yıkamak farzdır.
Kadınlar, örülü saçın diblerini ıslatınca, örgüyü yıkamak lâzım değildir. Saç dibleri ıslanmazsa, örgüyü açmak lâzım olur. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır. Cünüb iken, kasıkları traş etmek, saç tırnak kesmek  mekruhdur. Tırnaktaki oje gibi su geçirmiyen şeylerin altını yıkamak lâzımdır. Gusülde kıbleye dönülmez ve duâ okunmaz. Yalnız besmele çekilir ve kelime-i şehâdet söylenir. Havuzda, nehirde, denizde, yağmur altında ıslanan, ağzını ve burnunu da yıkasa, abdest ve gusül almış olur.

Sünnet üzere gusül
Sünnet üzere gusül abdesti almak için, önce, temiz olsalar dahî, iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necâset varsa yıkamalı, sonra, tam bir abdest almalı, yüzünü yıkarken, gusle niyet etmeli, ayakları altında su toplanmıyorsa, ayakları da yıkamalıdır. Sonra bütün bedene üç defa su dökmelidir. Önce üç defa başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmeli, her döküşte, o taraf tamam ıslanmalıdır. Birinci dökmede oğmalıdır. Gusülde, bir uzva dökülen suyu, başka uzvlara akıtmak câiz olup, orası da temizlenir. Çünkü, gusülde bütün beden, bir uzuv sayılır. Gusül tamam olunca, tekrar abdest almak mekruhdur. Guslederken namaz abdesti bozulursa, bir daha almak lâzım olur. Şâfi'îyi ve Mâlikîyi taklîd edenler buna dikkat etmelidir. Çünkü, bunlarda el ayası ile ön edep yerine dokununca namaz abdesti bozulur. Abdest bozulmadan, başka yerde almak veya namaz kılıp sonra almak câizdir.
Abdestte ve gusülde, lüzûmundan fazla su kullanmak isrâftır. 3.5 kilo su ile gusledilebilir. Resûlullah yaklaşık 875 gr.su ile abdest alır,  4.2 kg. civarında su ile guslederdi. Kirden temizlenmek için ihtiyaç miktarı su kullanmak israf olmaz. 
Diş çukuru ıslanmazsa gusül tamam olmaz. Bunun için, diş kaplatınca ve doldurunca, gusül abdesti sahih olmaz. İnsan cenâbetlikten kurtulmaz. Kaplama ve dolgu dişi bulunanların Maliki mezhebini taklid etmeleri lazımdır. (Taklidin nasıl yapılacağı, “İslam Ahlakı” kitabında yazılıdır)
           Cünüb olmak
Cünüb olmak üç türlüdür: Erkeklik organının sünnet derisi altındaki kısmı ferce dahil olunca veya erkekte koyu beyaz ve kadında akıcı sarı menî, yerinden şehvetle kopup çıkınca veya ihtilâm ile yâni rü'yâda şehvetlenip uyandığı zaman, menî akmış olduğunu görünce, erkek ve kadın cünüb olur. Vedî ve mezi çıkınca cünüb olmaz. Mezi, şehvetlenme esnasında gelen 1-2 damlalık yapışkan şeffaf sıvıdır. Vedi, idrardan sonra ıkınma ile gelen koyu bulanık sıvıdır.
Cünüb olup, idrar yapmadan gusleden kimseden, sonra menînin geri kalan kısmı, şehvetsiz aksa, tekrar gusül lâzım olur. Bunun için, gusülden önce, idrâr çıkararak, idrâr yolunda kalmış olan menî parçasını çıkarmak, sonra gusletmek lâzımdır.
Kadın cünüb iken hayz görürse, isterse hemen gusleder. İsterse, hayz bitinceye kadar bekleyip, sonra ikisi için bir gusleder.

Hayz (âdet) bilgileri
Her Müslüman erkek ve kadının ilmihal bilgilerini öğrenmesi farzdır. Bu bilgiler içinde, Hayz ve Nifas bilgileri de çok önemlidir. Abdest, namaz, Kur'an-ı kerim, hac, balig olmak, evlenmek gibi işler için kadın hallerini bilmek şarttır. Bunları bilmiyen, harama düşer, ibadeti sahih olmaz. Herkesin bilmesi lazım olanlar, Hanefi mezhebine göre kısaca şöyle:
Hayz müddeti en az 3 gün, en fazla 10 gündür. 10 günden sonra gelen kana İstihaza kanı denir. Bu hastalık kanıdır.
Beyazdan başka her renk Hayz kanıdır. Kan görüldüğü andan, kesilene kadar olan günlerin sayısına adet zamanı denir. Âdet zamanı en çok 10, en az 3 gündür. Diğer üç mezhebde en çoğu 15 gündür. Hayz kanı devamlı akmayabilir. Hergün az miktar kan görülmesi hayz halinin devam ettiğini gösterir.
İki adet arasında en az 15 gün temizlik hali olur. Kan, en az 15 günlük temizlikten sonra gelip 3 günden önce kesildiğinde, namaz vaktinin sonu yaklaşıncaya kadar bekler. Sonra gusletmeden yalnızca abdest alıp, o namazı kılar ve önce kılmadıklarını kaza eder. O namazı kıldıktan sonra kan yine gelirse, namaz kılmaz. Yine kesilirse vaktin sonuna doğru abdest alıp, o namazı kılar ve kılmadıklarını kaza eder. 3 gün tamam oluncaya kadar böyle yapar.
           Adetin değişmesi
Üç gün kan gelip, normal adet süresinden önce kesildiğinde, namaz vakti sonuna kadar bekler, kan görmezse gusledip, o namazı kılar.
Âdet zamanı belli olan kadın, bir defa başka sayıda hayz kanı görse, adeti değişmiş olur. Temiz gün sayısı da böyledir. Mesela, adeti 5 gün, temizlik hali 20 gün olan bir kadın, hayz halini 7 gün görse adeti değişmiş 7 gün olmuş olur.
Âdeti 7 gün olan kadının kanı, 8 gün devam eder sonra kesilirse, adeti 8 güne çıkmış olur. Fakat 11. gün tekrar gelirse, 7 günden sonrası istihaza kanı olur. 7 günden sonraki namazlarını kaza eder. Normal adeti 7 gün iken 5 günde kan kesilirse, gusledip namazını kılar. Fakat 7 gün dolmadan cima edemez.
Âdetin başlayış ve bitiş vaktini bilmek çok önemlidir. Mesela, adeti 5 gün olan kadının hayzı, 10 günü 3 dakika aşmış olsa, adet zamanı olan 5 günden sonra gelenler, istihaza kanı olur. 10 gün geçmeden ya'ni 10 günden birkaç dakika önce kesilmiş olursa, hepsi hayz olur. Bunun için her kadının, kendi hayz ve temizlik gün sayısını ezberlemesi gerekir. Aylık olarak kanın geliş ve kesilişini ayın günlerini topluca gösteren takvim yaprağına işaretlemelidir. (Maliki mezhebinde hayzın süresi en fazla 15 gündür. Bunun için, Malikiyi taklid edenler, 10 günden sonra kan devam ederse, o günler namaz kılmazlar daha sonra bu kılmadıkları namazları kaza ederler.)
Ramazanda, sahurdan sonra, hayzdan veya nifastan kesilen, o gün yiyip içmez. Fakat, o günü kaza eder. Hayz veya nifas gündüz başlarsa, o gün yiyip içer. Hayz olmayıp istihaza kanı gelen kadın, idrarını tutamayan veya bir yerinden devamlı kan akan kimse gibi özürlü olur. Kan aksa da, namazını kılar, orucunu tutar. Özürlü olduğu için, her namaz için, o namazın vakti girince abdest alması lazımdır. Fakat Maliki'yi taklid ederse, abdesti bozulmuş olmaz.
NOT: Çok kısa bir özetini verdiğimiz bu ince ve hassas bilgileri geniş olarak öğrenmkek lazımdır. Bu önemli bilgiler, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye ve İslam Ahlakı kitaplarında geniş olarak yazılıdır.

Nifâs
Nifâs, lohusa demektir. Elleri, ayakları, başı belli olan düşükte gelen kan da nifâstır. Nifâs zamanının azı yoktur. Kan kesildiği zaman, gusledip namaza başlar. Fakat, âdeti kadar gün geçmeden, cimâ' edemez. En çok zamanı kırk gündür. Kırk gün tamam olunca, kan kesilmese de, gusledip, namaza başlar. Kırk günden sonra gelen kan, istihâza olur.
Birinci çocuğunda, yirmibeş günde temizlenen kadının âdeti, yirmibeş gün olur. Bu kadının ikinci çocuğunda kan, kırkbeş gün gelse nifâsı yirmibeş gün sayılıp, yirmi günü istihâza olur. Yirmi günlük namazlarını kaza eder.
O hâlde nifâs gününü de ezberlemek lâzımdır. İkinci çocukta kan, kırk günden önce, meselâ otuzbeş günde kesilirse, bunun hepsi nifâs olur ve âdeti yirmibeş günden, otuzbeş güne değişmiş olur.

Hayzlı veya nifaslı kadına yasak olanlar
1- Namaz kılamaz. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki: “Kadın hayzlı iken namaz kılamaz, hayzı bitip özrü devam ederken kılar.” (E. Davüd)
2- Oruç tutamaz. Hz. Âişe validemizin naklettiği hadis-i şerifte, hayzlı iken tutulamayan orucu kaza etmek gerektiği, kılınmayan namazları kaza etmek gerekmediği bildirilmiştir. (Buhari)
3- Kur'an-ı kerim okuyamaz. Hadis-i şerifte, “Hayzlı, cünüp olan, Kur'andan birşey okuyamaz” buyuruldu. (Tirmizi)
4- Mushafa el süremez. Çünkü Kur'an-ı kerimde, “Ona (Kur'an-ı kerime) temiz olanlardan başkası dokunamaz” buyuruluyor. (Vakıa 79) Peygamber efendimiz de, “Kur'ana ancak temiz olan dokunabilir” buyurdu. (Nesai)
5- Camiye, giremez. Hadis-i şerifte, “Cünüp ile hayzlıya mescide girmek helal olmaz” buyuruldu. (İbni Mace)
6- Ka'beyi tavaf edemez. Çünkü tavafta abdestli olmak lazımdır. Hadis-i şerifte, “Beytullahı tavaf etmek, namaz kılmak gibidir” buyuruldu. (Tirmizi)
7- Cima yapamaz yani hanımı ile ilişki kuramaz. (Bekara 222)
Hayzlı kadının, tesbih çekmesinde, salevat-ı şerife, kelime-i tevhid, istiğfar ve dualar ile, Rabbena atina gibi dua ayetlerini ezberden okumasında mahzur yoktur. Fatiha'yı dua niyetiyle okuyabilir. Hayzlı saç ve tırnak kesebilir. Cünüp olan saç ve tırnak kesemez. Cünüp kadın, göğsünü yıkadıktan sonra ağlıyan çocuğunu emzirebilir. Mümkünse her zaman abdestli emzirmeye çalışmalıdır! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder