Bağış Yap

Amount :
Other : USD

24 Mart 2013 Pazar

Huzurun Kaynağı Aile


Hayz ve nifasla ilgili sual ve cevaplar

Sual : Bir kadın, temiz yatıp uyanınca kürsüfünde kan görse, hayz o anda mı olur?
CEVAP: Hayz gece başlasa bile, uyanıp gördüğü andan itibaren hayzlı olur.

Sual : Hayzlı yatıp, uyanınca temiz olduğunu gören, yatarken mi hayzı bitmiş sayılır?
CEVAP: Evet

Sual : Hayzlı La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin âyetini okuyabilir mi?
CEVAP: Bu âyeti tesbih niyeti ile okur.

Sual : Hayzlı iken, İhlas, Felak ve Nas suresi okunabilir mi?
CEVAP:Okunamaz.

Sual : Cünüp bulunan eve rahmet melekleri girmez. Hayzlı bulunan eve de girmez mi?
CEVAP: Hayzlı bulunan eve girer. Hayzı bitince yıkanmazsa, o zaman girmez.

Sual: Hayzlı kadın, okunan mukabeleyi dinleyebilir mi?
CEVAP: Evlerde okunanı dinleyebilir. Camidekini dinleyemez. Çünkü camiye giremez.

Sual : Çocuk doğmadan önce gelen kan nifas mı istihaza mıdır?
CEVAP
Çocuk doğmadan veya gövdesi görünmeden gelen kan istihazadır. Namaz vaktinin sonu ise, istihazalı yani özürlü olarak hemen namazı kılmalıdır.

Sual : Keffaret orucu tutan 60 gün dolmadan, çocuğu doğsa eksik  kalan kısmını nifa bittikten sonra tutabilir mı ?
CEVAP
Keffaret tutarken araya hayz girerse, kalanı hayzdan sonra tutulur. Fakat araya nifas girerse, yeni baştan tutmak gerekir.

Menopoz nedir?
Kadınlarda 45 yaştan sonra adet kesilmesi başlar. Bu hal, az da olsa kırkbeşten önce de görülmektedir. Bu süre 55 yaşa kadar uzayabilir. 55 yaştan sonra gelen kan hayz kanı sayılmaz, özür kanı sayılır. Adetten tamamen kesilen kadın menopoza girmiş demektir. Hormon ve yumurta oluşumunun önce azalıp sonra tamamen durması sonunda kadın adetten kesilir ve çocuk yapamayacak hale gelir. Menopoz dönemi başlar. Bu dönemde kadın, sadece çocuk yapabilme gücünü kaybeder, Cinsi yönden kadınlık görevini yerine getirebilir, menopoz hali buna mani değildir.
Adetten kesilip, menopoza giren kadın, yaşlılık psikozuna girer, bundan dolayı ruhi dengesizlikler, sinirlilik, sıkıntı halleri görülür. Erkek, bu hale düşmekle değerinden bir şey kaybetmediği intibaını verir, eskisinden daha çok ilgi ve sevgi gösterirse, bu sıkıntılı hal daha hafif ve çabuk atlatılmış olur. Bu dönemde kadının morale, sevgiye çok ihtiyacı olur.
Bu sıkıntılı hali çabuk geçirmenin en etkin yolu, kadının boş kalmaması birşeylerle meşgul olmasıdır. İbadet etmek, namaz kılmak, Kur’an-ı kerim okumak, başkalarına yardımcı olmak gibi haller onu bu durumdan çabuk kurtarır. Can sıkıcı şeylerden uzak durması lazımdır.

Boşanma
Dinimize göre boşanma özetle şöyle olmaktadır:
Boşamak için kullanılan kelimeleri erkeğin hanımına karşı söylemesi ile, veya yazılarak hanımını bildirmesi ile veya birisi ile haber göndermesi ile talak yani boşama hasıl olur. Kadın nikahta, ne zaman istersen kendimi senden boşamak üzere nikahladım, diyerek şart koşmuş ise, kadın da boşanma hakkına sahip olur.
Boşamak için kullanılan sözler iki çeşittir: Açık sözler ve kinayeli yani başka manaları da olan sözler.
 "Sen benden boş ol", "Seni boşadım", gibi sözler açık sözdür. Bu sözler, şaka olarak da söylenince ric’i talakla boşamış olur.
Evlilikte üç bağ vardır. Yani, boşama sözü üç defa tekrarlanırsa, "seni boşadım, boşadım, boşadım" derse, veya "seni üç defa boşadım" veya “Üçten dokuza boş ol!”derse üç bağı birden koparmış, geri dönüşü olmayacak şekilde boşamış olur.
Bu sözlerden herhangi biri bir defa söylendiğinde, ric’i talakla boşamış olur. Daha sonra pişman olmuş ise, tekrar alabilmesi için iddet zamanı içinde, (Önceki nikaha döndüm) demesi veya bu niyetle kadının elinden tutması yetişir. Nikah tazelenmiş olur. Geride kalan iki bağla evliliğe devam edilir. İddet süresinde tazelenmemiş ise yeniden nikah gerekir. 
 "Babanın evine git!", "Defol git", "Cehenneme git", "Senin kocan değilim artık", gibi, başka manalarda da kullanılan sözler kinâyeli, kapalı sözlerdir. Bu sözler, boşamak niyeti ile söyleyince bain talakla boşamış olur. Bu tür boşamada, üç veya daha fazla niyet edilmemiş ise, iddet müddeti kadar ayrı kaldıktan sonra yeniden nikah yapılarak evliliğe devam edilebilir. (Korkutmak veya başka niyet ile söylenirse nikaha zarar vermez.)
Bu şekilde (üçten az) boşamada, iddet müddeti geçip yeniden nikah yapılmadıkça bir araya gelinemez. Üçten fazla ise geriye dönüşü olmaz.
Hanımına, anam, kızım, kardeşim demekle boşama olmaz. Fakat şimdiden sonra kardeşim ol derse, boşama (Talakı bain) olur.
Kinayeli sözle boşamada, bain talak iddetinde, hanımının odasına giremez. Kadın süslenemez. İddet sonunda yeniden nikah gerekir.
Boşamada, sayı bildirilmezse bir boşama olur. Üç veya fazla sayı söylerse, üç talak ile boşamış olur. "Bedenimdeki kıllar adedince" veya "Denizdeki balıklar adedince" yahut "Gökdeki yıldızlar kadar" veya "üçten dokuza" deyince, yine üç boşama olur.
Hanımını başka başka üç zamanda birer kere boşarsa veya "Üç kere boşadım" derse, geri dönüşü olmayacak şekilde nikah bozulmuş olur. Başka mezhepleri taklid yolu ile evliliğe kurtarmak mümkün olmazsa tekrar alabilmesi için hulle gerekir. Kadın başka biri ile evlenip zifafa girip sonra ayrılmış ise veya dul kalmış ise iddet müddetinden sonra eski kocası ile tekrar evlenebilir.
Mubah ettiği halde, Allahü teâlânın sevmediği bir şey boşanmaktır.
Bir ailenin yıkılmasına sebep olmak büyük vebal getirir. Zaruri bir durum
olmadığı müddetçe boşanmaya tevessül etmemelidir.
 Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“ Evlenin, boşanmayın. Zira talaktan, boşanmadan Arş-ı Ala titrer. “
“ Üç şeyin şakası da, ciddisi de sahihdir. Nikah, talak, talaktan dönmek.”
“Allahü teâlânın hiç sevmediği helal şey talaktır.”
 ( Not:Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabında bu konuda geniş bilgi vardır. Detaylı bilgi için bu kitaba müracaat edilmesini tavsiye ederiz.)

 Nafaka
 Nafaka, insanın yaşayabilmesi için lâzım olan şey demektir. Bu da, yiyecek, giyecek ve evdir. Kadın zengin olsa bile, bunun nafakasını vermek, koca üzerine farzdır. Nafaka, nikâhdan sonra hemen farz olur. Her ikisi de fakir iseler, fakir nafakası verir. Zengin iseler, zengin nafakası vermesi lâzımdır. İkisinden biri zengin olup, öteki fakir ise, orta hâl nafakası verir. Talâk verilen [boşanan] kadının iddet zamanı bitince, nafaka kesilir. Nafaka hakkında ilmihal kitaplarında geniş bilgi vardır.

İddet müddeti
İddet, talâktan veya fesihden veya kocası öldükten sonra, vaty veya halvet olunmuş kadının yeniden evlenmesi haram olan zamandır. İlk temizlik başından, üçüncü hayzın sonuna kadar olan zamandır. Hayz görmüyorsa, talâk için üç ay, ölüm için dört ay on gündür. Hâmile kadının iddeti, çocuğu olunca tamam olur. Her çeşit iddette bulunan kadını nikâhlamaya tâlib olunmaz.

EVLİLİĞİN MESULİYETİ


Önce helâl kazanç
Aile reisinin sorumlulukları vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
1- Aile efradının yiyeceğini helal kazanç ile temin etmek.
Bir ailenin sorumluluğunu almak  çok mesuliyetli bir iştir. Herşeyden önce bunların nafakalarının helal yoldan temin edilmesi gerekir. Çünkü, yarın kıyamet günü haram rızıkla beslenen çoluk çocuğu, ayaklanarak: "Ya Rab! Hakkımızı bunlardan al, bize sarfettikleri nafakaları nereden kazandıklarını biz bilmiyorduk", diyeceklerdir. Bir hadis-i şerifte: "Hepiniz çobansınız. Her çoban sürüsünden mesul olacaktır" buyuruluyor. Nasıl ki, bir çoban bütün sürünün muhafızı olması dolayısiyle o sürüden mes'ul tutuluyorsa, bir aile reisi de, aile efradının nafakaları, dini terbiyeleri hususunda sorumludur. Bunun içindir ki Hazreti Ali : "Tuba, (Cennet'te bir ağaç) dünyada çoluk-çocuğu olmayan kimseler içindir" demiştir.
Ayet-i kerimelerde mealen şöyle buyuruluyor: "Evet kişinin kaçacağı gün; kardeşinden, anasından, babasından, karısından ve oğullarından, o gün bunlardan herkesin  bir derdi, belası vardır" (Abese 34-37)
Bu sınıf insanların birbirinden kaçmaları:  Ana ve baba oğullarından, "Ne için bize itaat etmedin?" Kadın, kocasından, "Niçin hakkımı ifa etmedin?" Çocuklar, babalarından, "Niye bize dinimizi öğretmedin, irşadda bulunmadın?" diye istemelerinden ötürüdür.

Hakları korumak
2- Hanımının haklarına riayet etmek. Erkeklerin, kadınların haklarına riayet etmemeleri, ahiret günü için bir mes'uliyettir. Ailesini, çocuklarını yüz üstü bırakıp kaçan kimse, büyük günah işlemiş olur. Cenab-ı Hak onun ne namazını, ne de orucunu ailesine dönmedikçe kabul etmez.
3- Ailesinin hakları yanında Hak teâlânın da haklarını yerine getirmek.
Hanım ve evlad, insanların dünyada sevdiklerinin başında gelir. Onlara normalin üzerinde gösterilen sevgi ve muhabbetin, insanı ibadetten geri bırakacağı tabiidir. Böyle olunca da kişi Cenab-ı Hakk'ı, tefekkürden ve Ona ibadetten uzaklaşabilir. Ömrünü, zayi edebilir. Bunun için evlilik, insanı bunlardan uzaklaştırmamalıdır. Bunlar daha iyi daha çok ibadette vesile olmalıdır.
Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Ümmetimin başına, bir zaman gelecek ki, insanın helaki karısının, çocuklarının, anası ve babasının elinden olacak. Çünkü, bunlar onu fakirlikle ayıplarlar. Gücü yetmiyecek şeyleri teklif ederler. Teklif edilen şeyleri helal yoldan elde edemeyince, meşru olmayan kazanç yollarına tevessül eder. Bu yüzden helak olur."
Hanımının güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır! Kur'ân-ı kerîmde, insana gelen musîbetlerin, günâhları sebebiyle geldiği bildirilmektedir. O hâlde, dinimizin emîr ve yasaklarına riâyet eden, hanımı ile iyi geçinir.
Fudayl bin İyâd hazretleri buyuruyor ki: “Dine uygun olmıyan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım. Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabûl edildiğini de anlardım.”
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.”
“Kadın, zayıf yaratılmıştır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusûrlarını görmemeye çalışın!”
“Müslümanların îmân yönünden en üstünü, ahlâkı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.”
“Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.”
“Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahın sizlere emânetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!”
 “Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle âzâd etmiş sevâbı yazılır.”
“Hanımının ve çocuklarının haklarını îfâ etmiyenin namazları, orucları  kabûl olmaz.”
“Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyâmette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resûlüne âsî olur.”

İyi davranmalı
İyi davranmak, sadece hanımı üzmemek değildir. Onun verdiği sıkıntılara da katlanmak demektir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belâlara sabreden Hz. Eyyüb gibi mükâfâtlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hz. Âsiye gibi sevâba kavuşur.”
İyi Müslüman olmak için hanım ile iyi geçinmek şarttır. Kur'ân-ı kerîmde de, “Onlarla iyi, güzel geçinin!” buyuruluyor. (Nisâ 19)

 

Birden fazla evliliğin zorlukları
 İslam dininde tek kadınla evlilik asıldır. Dinimizde, birden fazla kadınla evlilik caiz ise de, zaruretlerin ortaya çıkardığı istisnai bir durumdur. Bu, bir izin olmakla beraber, asla bir emir mahiyetinde değildir.
 İslamiyetten önce, evlenmede bir sayı tahdidi yoktu. Herkes istediği kadar kadın alabilmekte ve onların üzerinde her türlü tahakküm yapılmakta idi. İslam dini geldiği zaman insanların davranışlarına, toplum hayatına ve insanoğlunun her türlü ilişkilerine ve davranışlarına ulvi bir ahenk getirdi. Bu cümleden olarak erkeklerin hususi hallerini ve fıtri kabiliyetlerini gözönüne alarak, bir erkeğin nihayet dörde kadar evlenebileceği hükmünü koydu. Bundan fazlasını yasakladı.
Kur'an-ı kerimde bu hususta mealen şöyle buyurulmaktadır:
"Eğer yetim kızlar hakkında adaleti yerine getiremiyeceğinizden korkarsanız sizin için helal olan diğer kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikah edin. Şayet bu suretle de adalet yapamıyacağınızdan endişe ederseniz o zaman bir hanım ile yetinin" (Nisa 3 )
 Görülüyor ki, İslam dini bu izni, yetim kızların malını, mehir ve benzeri hususlarla ilgili haklarını korumak gibi ahlaki ve sosyal zaruretleri dikkate alarak vermiş bulunmaktadır.
Lohusalık, hamilelik, yaşlılık sebebiyle nesilden kesilmek gibi arızalar; kadını, kocasının tabii ve fıtri ihtiyaçlarını temin edemez hale getiriyordu. Bu gibi haller karşısında fuhşun yayılmasını önleyebilmek, nüfusun meşru bir şekilde artmasını temin etmek ve kadınları mahrumiyetten korumak için, bu izin verilmiş bulunuyordu.
Yüzbinlerce erkeğin hayatına mal olan büyük savaşların dul bıraktığı kadınları ve yetim kalan çocuklarını düşünmek zarureti doğuyordu. Bunların maddi ve manevi ihtiyaçlarını dikkate alan İslam dini, birden fazla evliliğe müsaade etti. Bunun da şartları vardır. Bu şartları taşımayan erkeğin, birden fazla evlenmesi günâhdır.
İslâmiyette dört kadına kadar evlenmek  mubâhdır. Devlet mubâh olan birşeyi emir veya yasak ederse, buna uymak lazım olur. İslâmiyyetten önce, bir erkek dilediği kadar kadınla evlenirdi. İslâmiyet bu sayıyı dörde indirmiştir. Yaradılışta, kadınlar, erkeklerden çok olduğu gibi, harblerde, kazâlarda erkeklerin ölmesi, kadınların ölümünden dahâ çoktur, yatnî erkek adedi, kadından azdır. İslâmiyyetin dörde kadar izin vermesi, kızların kocasız kalmaması, metres hayâtına, umûmî evlere düşmemesi ve şereflerini, nâmûslarını, saâdetlerini temînat altına almak gâyesi iledir.
â kab� h d r 0`j x�i span>
Kadınların, kadınlara şehvet ile bakması ve dokunması, kocasından başkasına, erkek ve kadın, kim olursa olsun, yabancıya süslenmeleri caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
"Bir kadın, koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir toplumun yanından geçerse, ona da, bakana da, zina günahı yazılır."
Erkekle kadın, başka cinsten oldukları için, bir araya gelmeleri nisbeten güçtür. Kadının kadına yaklaşması ise daha kolaydır. Bunun için kadının kadına bakması ve dokunması, erkeğin kadına ve kadının erkeğe bakmasından daha kötü olabilir.
Kadınların, Kur'an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları haramdır. Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur. (Tergibüssalat, Hadika)
ma� � - o 0`j x�i gin-right:14.4pt;margin-bottom: 0cm;margin-left:14.2pt;margin-bottom:.0001pt;text-indent:1.0cm'>SORU: Kadın sırf kocasına karşı süslenmek niyetiyle estetik ameliyat olması, meselâ burnunu veya kulağını biraz küçültmesi, karnını küçültmesi câiz midir?
CEVAP: Değildir. Estetik sadece, nefrete mucib olan, anormal hallerde, görünüşlerde caiz olur
***
SORU: Nisâiye hastası bir kadını, muayene ettirmek için gayr-i müslim bir kadın doktoru mu, yoksa sâlih erkek bir doktoru mu tercih etmelidir?
CEVAP: Kadın doktoru tercih edilmelidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder