Bir yerde bir hata var
Daha doğrusu mutlu bir evlilik hayatına yaklaşmanın bir tek
yolu var. Kadının kadınlığını, erkeğin erkekliğini bilmesi.
Kadının kadınlığını bilmesi ne demek?
Erkekten sonra ve onun omurga kemiğinden, ona eşlik etmek
için yaratıldığını bilmesi demek. “Yani
önce erkek sonra ben” cümlesini inanarak kabul etmek. Bu bağlamda erkekten
gelecek her türlü sıkıntı verici tepkiye olumlu bir ifadeyle boyun eğmek.
Bunun karşılığında ufak tefek kaprisler yapmak ve bununla
avunmak... Böyle yapabiliyorsanız; hayatınızı fazla sorgulamıyorsanız, kısacası
haddinizi biliyorsanız bir ömür boyu eşinizle evli kalabilirsiniz. Ve bu, benim
gözümde ciddi bir başarı elde etmiş olmak demek.
Bana ve benim gibi kadınlara gelince...
Bizler
başkalaşmış kadınlarız. Kadın olma özelliklerinden pek çok şeyi yitirmişiz.
Haddimizi aşalı ve sorgulamaya başlayalı çok olmuş. Geri dönmek imkansız.
“Bizlerden iyi eş olmaz!”
Bizler, ilk bakışta hoş görünen ama sonrasında erkeği
kızdıran ve sıkan tipleriz.
Aldığımız eğitimle, üzerimize giydiğimiz pantolonla, iş
hayatında boğuşarak ve para kazanmaya başlayarak belki de erkekleşmeye başlamışız.
Giderek hayattan daha az beklentimiz kalmış. Anneliğimiz
bile babalık ruhunda. Kısacası bizlerden
iyi eş olmaz. “ (27.10.99 Türkiye)
İnsan hayatında “yaşam
tarzı” alışkanlıklarının önemi çok büyüktür. Örneğin on beş sene okul
okumuş sonra bir işe girmiş üç beş sene de böyle iş hayatı olmuş bir kadın
kendi isteği ile de olsa, çocukları ile evi ile ilgilenmek için evine
çekildiğinde, bir müddet sonra ruhi dengesi bozuluyor. Çocuklarını himaye
edeceği yerde kendisi himayeye muhtaç hale geliyor. Psikiyatristlere abone
olmak zorunda kalıyor. Yaşanan tecrübeler bunu açıkca gösteriyor.
Bunun için evlenecek erkek, “Huzurlu bir aile” için sadece kendisi, çocukları ve evi ile
ilgilenecek “ev hanımı” istiyorsa
baştan tercihini buna göre yapmak zorundadır. Çünkü sosyal yaşantının zorla
değişimi mümkün değildir. Zorlamalar er geç ters tepki gösterir “Depresyona” sebep olur.
ÜNİVERSİTELİ EŞLERİN EVLİLİĞİ
Üniversite mezunu bayanın ruh hali
Üniversiteli eşlerin
evlilikleri üzerine Genç Beyin dergisi bir araştırma yazısı yayınladı. Eşlere faydalı olacağı düşüncesiyle
araştırmayı buraya aldım:
Evlilik son derece ciddî ve
şuurla başlatılıp yürütülmesi gereken bir müessesedir. Günümüzde yüksek
tahsillilerin sayısı arttıkça "diploma
evliliği" yapanların sayısında da artış gözlenmekte; fakat ne yazık ki
diplomalar, yüksek lisanslar, doktoralar vesaireler genellikle evliliğin mutlu
şekilde devamına yetmemektedir. Yüksek tahsilin, kariyerin ailenin kalitesini
artırması beklenirken; diplomalar enâniyet (benlik) yarışına yol açmakta, o da
sinir harbi başlatmakta, sonunda incir çekirdeğini bile doldurmayacak konular
yüzünden çıkan tartışmalar büyük meydan muharebelerine dönüşmekte ve mahkeme
yolu görünmektedir. Gerekçe bildiğiniz gibi: "Şiddetli geçimsizlik..."
Peki, yuvayı yapan dişi kuş yüksek tahsilli olunca neden
problem yaşanır? Bilgi ve kariyer arttıkça ailede anlayışın, fedâkârlığın,
hoşgörünün, sabrın ve problem çözme becerisinin de artması beklenmez mi?
Kariyerle uyum neden ters orantılıdır? Neden üniversite okumuş hanım, anne veya
anne adayı bu zengin ve engin birikimini aileyi cennete çevirip kendisine,
eşine ve çocuklarına iki cihan saadeti yaşatmak için kullanmaz? Evliliği
koruyup kurtaramayacak kadar verimsiz ve etkisiz bir diploma neye yarar?
Yüksek tahsilli bir hanımın kuracağı yuvanın aslında çok
daha sağlam, zemin etüdü iyi yapılmış, malzemeden çalınmamış, kaliteli, güzel,
mutlu, huzurlu olması beklenir. Çünkü tahsil onda, eğitim onda, bilgi ve beceri
onda, problem çözme kabiliyeti onda, geniş düşünmek onda, akademik yaklaşım
onda...
"Mecburen, mecburiyetten" yürüyen evlilikler
Fakat gelin görün ki, bizim köyün çobanı Haydar Amca'nın, elleri orakla yonca
otu dermekten nasır tutmuş kızı Gülsüm
Hanım mutlu bir evlilik sürdürüyor; Boğaziçi
Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) bölümünü
birincilikle bitirmiş Esin Hanım'in
aile hayatı sanki Cehennem! Evlilik işkence halini almış, her saat kimsenin
üstün gelmediği ve gelemeyeceği bir tartışma var. Yüksek tahsilli hanım,
tansiyonu ve şekeri yükseltmekten başka işe yaramıyor! Esin Hanım elâleme
psikolojik danışmanlık ve rehberlik yapmada çok marifetli ama eşine bu
danışmanlık hizmetini veremiyor bir türlü... Olmuyor, yürümüyor, gitmiyor işte!
Evvelâ şunu belirtelim: Diploma veya kariyer evliliği
yapanların evlilikleri genellikle ya yürümüyor ya da "mecburen, mecburiyetten" yürütülmeye çalışılıyor. İmajı ve
klası zarar görmesin diye yıllardır aynı evde bekâr gibi yaşayan, evi pansiyon
olarak kullanan öyle evliler var ki... Bu satırları okurken "Tam da fılânkesler tarif edilmiş!"
diyenlerin seslerini duyar gibiyim. Peki, ne olacak yüksek tahsilli hanımların
hali? Nasıl kurtulacak kariyer evlilikleri?
Bu soruların cevaplarına geçmeden, yüksek tahsilli hanımla
geçinme sanatının inceliklerini sıralamadan önce bir gazetede yayınlanan
röportajdan alıntı yapmak istiyorum.
Metin Bey, her yıl 10-12 Nobel Ödülü almış bilim adamı
çıkaran ABD'deki meşhur bir üniversitede doktora öğrencisiyken tanışmış
meslektaşı ve eşi Figen Hanım'la... 2 yıl 4 aylık flörtten sonra İzmir'de
evlenmişler. Evlilikleri "mecburen"
yürüyor, her tartışmada boşanmaya karar veriyorlar ama çevrenin baskısıyla buna
cesaret edemiyorlar bir türlü... Metin Bey anlatıyor:
"Figen benim 10-15 katım kadar uyanık, onuruna ve
kişiliğine düşkün; bense onun 20-30 katı kadar uyanık, onuruma ve kişiliğime
düşkün biriyim. Çok basit birşey, meselâ diş macununun bitmiş olması bile
birkaç dakika içinde kariyer yarışı ve dalaşına dönebiliyor. Figen sinirlenince
dev bir ateş topunu andırıyor; kızgınken ağzından çıkanları teybe kaydedip
Nobel Jürisi'ne dinletsem, duyduklarıma sabretttiğim için Nobel Barış Ödülü'nü
bana verirler. Zannedersiniz ki, dünyada gelmiş ve gelecek bütün gururlar
Figen'de toplanmış; Everest o kibir tepesinin yanında kaldırım taşı
kalır!"
Metin Bey roman yazarlığını deneseydi, eseri bestseller
olurdu! Çünkü eşi Figen Hanım'ı öylesine orijinal tasvirlerle anlatmış ki...
Özgürlüğe uzanan eller
Neyse... Dönelim asıl meseleye... Önce yazımıza konu olan
türden yüksek tahsilli bir hanımın psikolojisini tahlil edelim:
Kendisine ve kariyerine güvenen, icabında eşine bağlı
kalmadan geçinebilecek durumda olan, her halükârda derhal toparlanıp kendi
çarkını çevirebileceğine inanan, "ene" sine (benlik) toz kondurmayan,
muhatabından kayıtsız şartsız saygı bekleyen, özgürlüğüne uzanacak elleri
derhal kırmaya hazır bir kişilik...
Böyle bir hanımla diploma evliliği yapmış beyin aklından
geçenleri okumaya çalışalım: "Kendi elimle kendimi tehlikeye attım! Bu
acayip bayanla evlenirken kör müydüm, neydim? Dünyada bütün hanımların nesli mi
tükendi de bunu seçtim? Evlilik mi yapıyoruz, kışlada emir kulu muyuz? Bunun
psikiyatrik vak'a olduğunu tahmin etmiştim zaten! Onca yıl flört ettik; nasıl
da anlayamadım Hanya'yı, Konya'yı? Senin neyine, gidip, gurur ve kibir âbidesi
biriyle evlenmek? Memlekette ana-babamın bana münasip gördüğü kızları hangi
kafayla reddettim? Günümüzün bayanlarında gizli (5-10 yıl sonra ortaya çıkan)
psikiyatrik ve psikolojik hastalıklar bulunduğunu
duyardım da kulak asmazdım! Sinirlenince bir erkekten beter oluyor, böyle kadın
nerde görülmüş?"
Her gün binayı 7.4 şiddetinde sarsan tartışmaları, kavga
döğüşleri, bağırıp çağırmaları dinlemekten bıkmış apartman sakinlerinin
aklından geçenlere de göz atalım isterseniz: "Tartışacaksanız sessiz olun
be kardeşim! 24 saat yaptığınız canlı yayından bıktık, usandık! Birbirinizi
dinlemeyi öğrenin önce... İkiniz de konuşuyorsunuz habire, hiç susmuyorsunuz
ki! Aman kardeşim, böyle yüksek tahsilli olmaktan alçak tahsilli kalmayı tercih
ederim! Tartışmak, kavga etmek, birbirlerine bağırıp çağırmak için bahane
arıyorlar sanki... Biraz da tartışmamayı deneyin be kardeşim!"
Akraba ve taallukatın aklından geçenler de özetle şöyle:
"Bunlarda aile mahremiyeti denen şey hiç mi yok Allah aşkına? Biraz da kol
kırılsın yen içinde kalsın yahu; Allah
Allah! Herkes herşeyi bütün incelikleriyle biliyor, anında öğreniyor; böyle
aile mi olur? Bunların ki sadece gurur ve kibir yarışı, başka birşey
değil! Alacaktı ilkokul, ortaokul mezunu
hanım hanımcık birini; rahat edecekti! Diploma evliliği yapıp dibe vurmak daha
mı iyi?"
Üniversiteli bayanla geçinme sanatının incelikleri
Şimdi gelelim yüksek tahsilli hanımla geçinme sanatının
inceliklerine...
1) İstisnalar hariç, yüksek tahsil günümüz insanına sadece
bilgi veriyor; eğitim ve hayat tecrübesi kazandırmıyor maalesef... Yani böyle
biriyle evlenen bey, çok ağır bir yükün altına girdiğini ve bunun kendisinin
seçimi olduğunu iyi farketmeli; ona göre donanımlı, hazırlıklı, dikkatli,
sabırlı ve tahammüllü olmalı... Hayatta herşeyin bir bedeli vardır; kariyer
yapmış hanımın bedeli usandıracak derecede nazdır, beklentilerdir,
doyumsuzluktur, kıskançlıktır, ilgidir, hassasiyet beklemektir, emrine amade
olmaktır. İki kere iki dörttür ve bu da böyledir.
2)Yüksek tahsilli hanımın sahip bulunduğu akademik birikimin
bir şekilde deşarj edilmesi sağlanmalı, ona çeşitli meşru ve mantıklı imkânlar
sunulmalı, fırsatlar verilmelidir. Koskoca Boğaziçi'nden üstelik dereceyle
mezun olup da eve kapanıp kalmak zordur, belki de imkânsızdır. Bey büyük bir
ustalıkla onu kalben, aklen, fikren, ruhen, vicdanen rahatlatacak adımlar
atmalı; eşinin duygu ve düşünce dünyasına girmeyi başarmalıdır. Bu nasıl olur?
Elbette onun yetenek, bilgi, birikim ve becerilerini somut verimliliğe
dönüştürmek yönünde projeler geliştirmekle... Yüksek tahsilli evli hanımlarda
görünen depresif problemler, akademik birikimin şarj ve deşarj devridaiminin
yapılamamasından kaynaklanmaktadır. Kendisine böyle bir zemin bulan hanım
rahatlamakta, uyumlu hale gelmektedir. En azından çoluk çocuğa karışıp evde
geçen saatlerin kendisine yetmediğinden şikâyet edene kadar... Yüksek tahsilli
bir hanımla evliliği göze alan kişi, bütün bu fedâkârlıkları düşünüp uygulamak
durumundadır.
3) Hem akademik kariyerin, eğitimin, başarının kendisi için
önem arzettiğini söyleyen; hem de bu özelliklere sahip bir hanım bulunca da
ondan kendi krallığının hizmetçisi olmayı bekleyen kişi tamamen haksızdır.
Çünkü ilmin tevazuu artırdığı dönemlerde yaşamıyoruz maalesef, günümüzde bilgi
enâniyeti (benlik, kibir, gurur) körüklemektedir. Erkek yaratılış itibariyle,
yani fıtrî olarak hanımından itaat bekler. Yüksek tahsilli bir hanıma
talimatlar vermek, onu (aslında meşruiyete de aykırı şekilde) verilen bütün
emirleri yerine getiren olarak görmek neredeyse imkânsızdır. İşte bu noktada
problemler çıkmaktadır. Beyin yapması gereken, paylaşmayı ve saygıyı
artırmaktır.
4) Yüksek tahsilli kadın kariyerine, diplomasına, eğitimine,
birikimine, dolayısıyla ailesine ve çevresine güvenerek kendisini daha
bağımsız, özgür, minnetsiz hisseder. İcabında kocasının desteği olmadan da
ayakta kalabilecektir. Eşini köylü bir hanım kadar evinin tek direği, maddî ve
manevî desteği halinde görmez. Hatta birçoğu evlilik safhasındayken bile "Yürümezse yürümez!" mantığını
aklından geçirmekte, bir nevi boşanmaya tâ en baştan kendisini hazırlamaktadır.
Bu sebeple yüksek tahsilliler arasında boşanma daha yaygındır. Böyle biriyle
evlenmiş kişinin aklından asla çıkmaması ve dikkatli davranması gereken
esaslardan biridir bu...
5) Erkek, yüksek tahsilli hanımla geçinebilmek için onu
diğerlerinden hayli fazla dinlemeyi öğrenmelidir. Konuşulanlar mantıksız,
desteksiz, mesnetsiz, hayalî de olsa dinlemek ve dinlemek... Çünkü onun buna
daha fazla ihtiyacı vardır. Dinleyin, sabırla dinleyin, yine kendi bildiğinizi
okusanız bile dinleyin! Aksi halde fazladan sarfedeceğiniz her kelime size 100
kelime olarak geri dönecektir. "Dinleyebilme" işini kavrarsanız,
evliliğinizin 15 yılını atlattıktan sonra taşların yerine oturacağından ve
artık size de konuşma hakkı tanınacağından emin olabilirsiniz!
6) Yüksek tahsilli hanım tebrik ve takdir edilmeye bayılır,
tenkit edilmeye ise asla ve kat'â tahammül gösteremez. Bunu aklınıza
kazımalısınız. Tebrik ve takdir cimrisi bir toplum olduğumuz kesin, hiç değilse
onu eleştirmekten kaçının!
7) Yüksek tahsilli hanımla evlenen kişi, aile nüfusunu artırma
faaliyetini geciktirmemelidir. Çünkü çocuk(lar) anneyi fazlasıyla meşgul eder;
üstelik bu, zevk alınan bir meşguliyettir. Dikkat!
8) Yüksek tahsilli hanımın psikolojisiyle ilgili şu
ayrıntıları da ciddiye alın:
*Sosyal faaliyetlere beraber katılma isteği.
* Arkadaş çevresiyle yakından görüşme arzusu.
* Yoğun alışveriş alışkanlığı.
*Topluluk içinde şahsına değer verilme beklentisi.
* Kendisiyle neredeyse herşeyin istişare edilmesi.
* Özel günlerin unutulmaması.
* Birlikte gezip dolaşma, seyahat etme zevki.
* İş yerinden gün içinde birkaç defa özel olarak aranıp
sorulmak.
9) Küçümseyici, alaycı, aşağılayıcı, basitleştirici konuşma ve
imalar herkesi sinirlendirir ama yüksek tahsilli hanımı kelimenin tam anlamıyla
çileden çıkarır. Bey bu tür hal ve hareketlerden mümkün mertebe uzak
durmalıdır.
10) Beyin özellikle annesine, yakın akrabalarına aşırı
bağlılığı ve ilgisi yüksek tahsilli hanımda "kaale alınmamak" hissi
uyandırır hemen... Zamanla bu his hastalık derecesinde bir kıskançlığa dönüşür,
tartışmaların odak noktasını teşkil eder. Yüksek tahsilli hanımla geçinme
sanatının bir sırrı da, her halükârda ona odaklanmayı ihmal etmemektir.
Dikkatlerin kendisinden uzaklaştığını farkeden böyle bir hanım, bunu telâfi
için akıl almaz yöntemler deneyebilir. Dikkat!
11) Yüksek tahsilli hanımla tartışırken gözardı edilmemesi
gereken hususlar: *Onur kırıcı çok küçük bir söz veya fiiliniz ondan hiç
beklemediğiniz sözler (en yumuşak ifadesiyle) duymanıza yol açabilir.
* Madem diploma evliliği yaptınız, o halde tartışırken geri
adım atan siz olmalısınız ki ortam yatışsın. Aksi halde düello sabahlara kadar
sürebilir.
* Onun psikologu, psikiyatristi, pedagogu, sosyologu siz
olmalısınız. Yani eşinizin yüksek tahsili yüksekliğinde, belki daha fazla bir
sabır sergilemelisiniz.
* Hiç beklemediği anda ona söyleyeceğiniz gönül alıcı bir
söz en vahim gidişatı bile tersine çevirebilir.
* Karşılıklı oturup konuşarak ve maalesef onun sizden fazla
konuşmasına, aklındakileri bir bir dökmesine tahammül ederek problemleri tek
tek masaya yatırın. Unutmayın ki, bazen küçücük bir olumlu adımınız kangren
halini alan problemleri bile çözmeye yetebilir.
12) Son söz: Yüksek tahsilli bir hanımınızın olmasını şuurlu
davranmayı becerebilirseniz, kendinizin ve çocuklarınızın menfaatine
çevirebilirsiniz. Çünkü Allah size eğitimli, kariyerli, bilgili, becerikli,
uyanık, leb demeden leblebiyi anlayan bir hanım nasip etti. Aslında bu, sizin
için önemli bir nimettir. Hayat arkadaşlığı için kimi seçtiğinizi devamlı
hatırınızda tutarak, eşinizi diğer milyonlarca hanımdan ayıran niteliklerin
farkında olarak hassasiyetle adım atmanız halinde sizin eviniz de cennete
dönebilir! Herşey aile reisi olarak size kalmış...
Bu hanım yüksek tahsilli ve siz böyle biriyle evlenmeyi
seçtiniz, kısmet buymuş... O halde iradenize daha fazla hakim olmalı, en son
söylenecek sözü en başta söylememeli, milimetrik ayarla evliliğinizin 15 yılını
kazasız belâsız atlatmaya bakmalısınız; kalan diğer yıllarda inşallah herşey
rayına oturacaktır.. Yüksel tahsilli hanımınızın mutluluğunuzu yükselteceğine,
iki cihan saadetine kavuşacağınıza, cennete varan huzurlu beraberlikler
yaşayacağınıza inancımız tamdır. Allah yardımcınız olsun, ağzınızın tadını
bozmasın, nefis ve şeytana fırsat vermesin...
Not: Damdan düşenin halini damdan düşen anlar. Bu yazı, yüksek
tahsilli hanımla evlenmiş 35 civarında beyin itiraf ve uyarıları, temenni ve
tavsiyeleri doğrultusunda hazırlanmıştir.
Bir tartışma örneği
- Yüksek tahsilli, hatta bölüm birincisi olabilirsin! Fakat
burası ev, Boğaziçi Üniversitesi değil!
- Aldığım eğitimin sağladığı akademik bakış açısını her
yerde kullanırım, bunu sadece üniversiteyle sınırlayamazsın! İnsan ya
eğitimlidir, ya değildir! Her zaman ve mekana özel bir kişilik sergileyemem!
- Desene,-bir eşle değil; rektörle karşı karşıyayım!
- Olayı çarpıtma! Karşında eğitimin çilesini çekmiş bir
bayan var, rastgele konuşamazsın benimle! Bunu iki yıl önce, daha yeni
tanıştığımızda görüşmüştük değil mi? İtiraz etmemiştin o zaman!
- İşin bu kadar despotça bir manzara arzedeceğini
bilemezdim! Yani şimdi nasıl geçineceğiz seninle? Hep böyle tartışacak mıyız?
Ne olacak halimiz?
- Tartışmayacağız ama evli bulunduğumuz insanın kalitesinin
gerektirdiği bedele de katlanacağız!
Üniversiteli erkekle geçinme sanatı
Şimdi de kariyer sahibi bir erkekle evli
kadının sıkıntısız, huzurlu bir aile için dikkat edeceği hususlara değinmek
istiyoruz.
Tecrübeler
göstermiştir ki, kendisini iyi yetiştirip geliştirmiş olması şartıyla, ilkokul
mezunu hanımla yüksek tahsilli bey de mutlu beraberlik yaşayabiliyor. Yüksek
tahsilli beyin evlilikteki psikolojisini tahlil ettiğimizde karşımıza ilginç
özellikler çıkıyor. İşte "yüksek
tahsilli beyle geçinme sanatı"nın önemli ve hassas incelikleri:
Yüksek tahsilli bey için "haddini bilmek" önemli bir özelliktir. Bunun için ukalâlık
sınırlarını zorlayıcı üslûp ve konuşma alışkanlığı ciddî problem demektir.
Hanımların iyi geçim için diline daha fazla sahip olması, en son söylenecek
sözü en başta söylememesi, bilgiçlik taslamaktan kaçınması, konuşurken gereksiz
ayrıntılara girmemesi gerekir.
Her insan gibi yüksek tahsilli bey de, iltifat, övgü ister.
Fakat yapılacak övgü, tebrik ve takdir ifadesi olu orta olursa tepki çeker;
ters etkiye yol açar. Bu motivasyonun yerini ve zamanını, dozunu ve üslûbunu
iyi ayarlayamayan bir hanım, beyefendiye ne kadar şatafatlı methiyeler dizse de
etkili olamaz; bilakis hatları koparabilir.
Erkeğin meslekî faaliyetlerine fazla zaman ayırması eşini
sevmediğinden kaynaklanmaz. Hele sanatkâr ruhlu yanı varsa, bu beyin tek
istediği kendisinin serbest bırakılması; meslekî özeline girilmemesi, akıl
verilmemesidir. Geçimsizlik istenmiyorsa, böyle bir beye gerekli anlayış,
hoşgörü, sabır ve tahammül gösterilmelidir.
"Fazla
naz âşık usandırır" sözü sanki
yüksek tahsilli beyler için söylenmiştir.
Sıradan insan nazın altında işve arar, fakat yüksek tahsilli bey bunu
zaman kaybı ve gereksiz meşguliyet olarak görür. Böyle bir beyle evlenen hanım,
nazın ve mızıltının dozunu iyi ayarlamalı; aşırı beklentiler içine
girmemelidir.
Hanımlar yaratılış itibariyle gezip tozmaya, seyahate,
tatile, çıkıp dolaşmaya fazla meraklıdırlar. Yüksek tahsilli beyler ise
genellikle seyahati sevmez ve bu konuda ısrar istemezler. Yılda bir defalık
tatil plânı bile onların gözünde ciddî derttir. Mecburen seyahat gerekse bile
kaldıkları yerde hemen sıkılırlar, bir an evvel kendilerini evlerine atmak
isterler. Kazara yaptıkları tatilde bile işlerini düşünürler. Bu anlayışla
karşılanmalıdır.
Evlenip çoluk çocuğa karışsa bile yüksek tahsilli bey yalnız
kalmak ister, kalabalıktan hiç hoşlanmaz. Elâlemin başkalarıyla paylaştıklarını
genelde kendisiyle paylaşır, eşiyle bile değil! Bu özellik birçok hanımı deli
etse de değişen bir şey olmaz. En iyisi, problemsiz evlilik için yüksek
tahsilli beyi yalnız bırakmaktır.
Yüksek tahsilli beyin belki de en karakteristik özelliği,
eşi veya başkası tarafından dedektif gibi takip edilmekten nefret duymasıdır.
Bir çok boşanmanın esasını bu davranış teşkil eder. Daha çok yüksek tahsilli
hanımlar beylerini yakın markaja alıp sıkı denetim ve kontrol altında
bulundururlar. Halbuki yüksek tahsilli bey kendisini sokaktaki insan gibi
çeşitli hatalar yapmayacak kadar eğitimli, donanımlı ve özdenetimli kabul eder.
Dolayısıyla güven eksikliği imasına bile tahammül edemez.
Şu tür cümlelerden hoşlanır:
* Benim fikrim bu ama sen daha iyisini bilirsin!
* Seninle ve başarılarınla iftihar ediyoruz!
* Bu akşam özel olarak istediğin bir yemek varsa onu
yapayım!
* Sen ailemizin direğisin! Allah seni başımızdan eksik
etmesin!
* Kendini hiç üzme,
köşe taşı yerde durmaz; sen köşe taşısın, elbet bir gün istediğin yere
geleceğine inanıyorum!
Şu davranışlardan hoşlanmaz: Dayatma, aşırı ısrar,
küçümsemek, mesleğinin aşağılanması, tenkit edilmek, kendisine fikir
danışılmadan iş yapılması...Tabii bütün bu tespitler sadece kariyer sahibi
erkekler için değil, bütün erkekler için geçerli aslında.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder