Sevginin de bir sınırı var!
Eğer kişinin gayesi, maksadı cenab-ı Hak ise, herşey ona kavuşmada bir vasıta ise onun mabudu
Allahtır. Artık onun her şeyi, her işi ahiret olur; evi, arabası, parası, çoluk
çocuğu ahireti kazanmada birer vasıta
olur. Dinimizin emrettiği de budur.
Kur’an-ı kerimin bir çok ayetinde bu konuda bizler
uyarılmaktayız. Mal ve çocukların birer imtihan olduğu, bunların insanı
Allahtan alıkoymaması gerektiği mealen şöyle bildirilmektedir: “Ey iman edenler! Mallarınız ve
çocuklarınız sizi Allahı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar
ziyana uğrayanlardır.” (Münafikun, 9) “Doğrusu
mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır. Büyük ecir ise Allah katındadır.”
(Tekabun,15)
Bunun
için de sevgide aşırıya kaçmamak, dengeyi korumak ve doğru yol olan orta yolda
olmak gerekiyor. Hadis-i şerifte
“İşlerin hayırlısı vasat (orta)
olanıdır.” buyuruldu. Çünkü
iyilik, doğruluk demek, tam orta yol demektir. Ortanın sağında, solunda olmak,
iyilikten, doğruluktan ayrılmak olur. Hûd sûresinde mealen “Emrolunduğun doğru yolda
bulun!” buyurulmuştur.
İslamiyete uyan kurtulur
Orta yol, hak yol, doğru
yol birdir. Bu da Ehli sünnet yoludur. Bozuk yollar ise, çoktur. Hattâ
sonsuzdur. Allahü teâlâ, dinleri, nefsin arzularını ve aşırılıklarını önlemek
için göndermiştir. Emir ve yasaklar taşkınlıkları önlemek içindir. Nefsin
taşkınlıkları, insanı sefâlete, âile fâcialarına, felaketlere sürükler. Allahü
teâlâ nefsin arzularına uymağı sınırlayan, hem de nefsi temizleyip aşırı,
taşkın olmaktan kurtaran emirler ve yasaklar gönderdi. Peygamberleri ile
gönderdiği bu emir ve yasakların toplamına (İslâmiyet) denir.
İslâmiyete uymak, nefsin
bu aşırı arzuları frenlediği, tahdîd ettiği için, insana acı, zor gelir. Bunun
için insan, islâmiyete uymak istemez. Nefse uymak ister. Saadete kavuşmak
istemez. Felakete sürüklenmek ister. Allahü teâlâ, dünya arzularını,
lezzetlerini yasak etmedi. Bunları, azgın, taşkın, zararlı olarak kullanmağı
yasak etti. İnsan dine uymazsa, sahibinin, yaratanının gadabına, azâbına düçâr
olur. Dine uyan kul, mesûd, rahat olur. Yaratanı onu sever.
Dünya ziraat yeridir. Tarlayı ekmeyip, tohumları yiyerek
nefsin arzuları doğrultusunda zevk ve safâ süren, mahsûl almaktan mahrum
kalacağı gibi, dünya hayatını, geçici zevkleri, nefsin arzularını taşkın ve
şaşkın olarak yapmakla geçiren de, ahıretteki ebedî nîmetlerden, sonsuz
zevklerden mahrum olur.
İSLAMİYET VE KADIN
İslam dini, kadını en yüksek dereceye çıkarmıştır.
İslamiyetin kadına verdiği kıymeti hiçbir din, hiçbir düşünce vermemiştir.
İslam kadınına; erkek akrabasından, fitre verecek kadar zengin olanlardan, en
yakın bulunanına, bakmağa mecburdur. Yakın akrabası yoksa veya fakir iseler,
(beytülmal) yani devlet, her türlü ihtiyaçlarını vermeğe memurdur.
İslam kızı, İslam
kadını, geçim derdinden, düşüncesinden muaftır. O, çalışarak, didinerek, para
kazanmaya mecbur değildir. Her şey onun ayağına gelecektir. Din-i İslam ona bu
kıymeti vermiştir. Fakat, kadının, İslamiyeti, dinini, imanını, farzları,
ibadetleri, haramları öğrenmesi farzdır. Babasının veya kocasının ona bu
ilimleri öğretmesi lazımdır.
Öğretmezlerse büyük
günaha girerler. Kadının, gidip dışarıdan öğrenmesi lazım olur. Kadın, erkekten
izinsiz hiçbir yere gidemez iken, bu ilimleri öğrenmek için gidebilir.
İslamiyetin ilme ne kadar kıymet ve ehemmiyet verdiği burdan da
anlaşılmaktadır.
İslamiyyette, kadın harbe de gitmez. Dünyada rahat ve mes'ud
olduğu gibi, onun Cennet'e gitmesi de çok kolaydır. Üç şeyi yapan, yani,
kocasına hiyanet etmeyen, beş vakit namaz kılan ve yabancı erkeklere görünmeyen
kadın, Cennet'e gidecektir.
Peygamber Efendimizin hicretin onuncu yılında, son hacları
esnasındaki son nasihatlarından biri:
“Kadınlarınıza eziyet etmeyiniz! Onlar, Allahü teâlâ'nın sizlere emanetidir.
Onlara yumuşak olunuz, iyilik ediniz!” olmuştur. İslamiyette evlenmek, bir
kızı mes'ud etmek, ibadettir ve bütün nafile ibadetlerden daha sevabdır.
Kadının örtünmesi
Mükellef olan, yani akıl ve balig olan insanın namaz
kılarken açması veya her zaman başkasına göstermesi ve başkasının bakması haram
olan yerlerine “Avret mahalli” denir.
Erkeğin ve kadının avret mahallini örtmesi, hicretin üçüncü senesinde gelen (Ahzab) ve beşinci senesinde gelen (Nur) surelerinde emir olundu.
Hür olan kadınların ellerinden ve yüzlerinden başka her
yerleri, bilekleri, sarkan saçları ve ayaklarının altı, namaz için avretdir.
Erkeğin veya kadının
avret uzvlarından herhangi birinin dörtde biri, bir rükün açık kalırsa, namaz
bozulur. Azı açılırsa bozulmaz. Namazı mekruh olur. Avret yerini örtmek,
namazda da, namaz dışında da farzdır. Yalnız kılarken de, örtmek farzdır. Temiz
elbisesi bulunan kimsenin karanlıkda, yalnız iken de çıplak kılması caiz
değildir.
Kadınların, namaz
dışında, yalnız iken, diz ve göbek arasını örtmesi farz olup, sırtını ve
karnını örtmesi vacib, başka yerlerini örtmesi edebdir. Evde yalnız iken, başı
açık dolaşabilir. Görünmesi caiz olan onsekiz erkek yanında, ince baş örtüsü
örtmeleri evladır. İyi olur. Yalnız iken avret yeri, ancak özr ile açılabilir.
Mesela helada açılır. Yalnız olarak gusl abdesti alırken açmak mekruh olur veya
caizdir veya küçük yerde caiz olur da denildi. Namaz dışında, necasetli elbise
ile de örtünmek lazım olur.
Kadınların bakması caiz olan yerlerine, mesela yabancı
kadınların yüzlerine, avuçlarına ve avret yerlerinin resmlerine ve konuşan
çocukların avret yerlerine, lüzumsuz olarak şehvetsiz bakmak mekruhdur.
Konuşmağa başlamamış olan küçük çocukların avret mahalli, yalnız sev’eteyndir.
Erkek çocukların, on
yaşına kadar, kızların ise, gösterişli oluncaya kadar galiz avretlerine, bundan
sonra, bütün avret yerlerine bakmak caiz değildir. Oğlanların yüzüne şehvet ile
bakmak da haram olup, şehvetsiz bakmak, güzel olsalar da caizdir.
“Üç şey, göze cila verir: Yeşilliğe, akar suya
ve güzel yüze bakmak” ve “Üç şey gözü kuvvetlendirir. Sürme çekmek,
yeşilliğe ve güzel yüze bakmak” hadis-i şerifleri, bakması halal olan
kimselere bakmanın faydasıni bildirmekdedir. Yoksa, yabancı kadınlara, kızlara
bakmak, gözü zaifletir ve kalbi karartır.
Hadis-i şerifte, “Yabancı
bir kızı görüp de, Allahü teâlânın azabından korkarak, başını ondan çeviren
kimseye Allahü teâlâ ibadetlerin tadını duyurur” buyuruldu. İlk görmesi
affolunur.
Bir hadis-i şerifte de,
“Allah için yapılan cihadda düşmanı gözleyen veya Allah korkusundan ağlayan
veya haramlara bakmayan gözler, kıyametde Cehennem ateşini görmiyeceklerdir”
buyuruldu.
Yedi veya on yaşında olan gösterişli kızlar ve onbeş yaşını
dolduran veya baliga olan bütün kızlar, kadın hükmündedir. Böyle kızların başları,
saçları, kolları, bacakları açık olarak, yabancı erkeklere görünmeleri ve
erkeklere teganni etmeleri, onlarla yumuşak, cilveli konuşmaları haram olur.
Kadınların, yabancı erkeklerle, alış veriş gibi, ihtiyac olduğu zaman, fitneye
sebeb olmıyacak şekilde, sert konuşması caizdir.
Erkekler arasında yüzünü açmaları da böyledir. Kadınların,
başı, saçı, kolları, bacakları açık sokağa çıkmaları ve yabancı erkeklere,
lüzumsuz yere, seslerini duyurmaları, erkeklere şarkı söylemeleri, plak ile,
film ile de duyurmaları, Kur’an-ı kerim, mevlid, ezan okuyarak duyurmaları
büyük günahdır.
İnce ve dar olmamalı
Kadınların, kızların ince, dar veya kürklü örtü ile ve küpe,
gerdanlık gibi zinet eşyası açık olarak ve erkekler gibi giyinerek ve saçlarını
erkekler gibi tıraş ederek sokağa çıkmaları haramdır.
Bunun için, geniş
bile olsa, pantalon ile örtünmeleri de caiz değildir. Pantalon, erkek
elbisesidir. Hadis-i şeriflerde, “Örtülü
olan çıplaklara ve erkek gibi giyinen kadınlara ve kadın gibi giyinen, süslenen
erkeklere la’net edildi”.
Hele dar pantalon, erkeklere de caiz değildir. Çünkü, kaba
yerleri dışardan belli olmakdadır. Bundan başka, kadınların pantalon giymeleri
eskiden de, şimdi de islam adeti değildir.
Dinsizlerden, islam tesettürünü bilmeyenlerden gelmekdedir. Haramlar
yayılsa, yerleşseler de, islam adeti olamazlar. Kafirlere benzeyenin, onlardan
olacağı, hadis-i şerifde bildirilmişdir. Şalvar, çok geniş olduğu için, adet
olan yerlerde, kadınlar için de, iyi bir örtü olur.
Bir elbise âdet olmıyan yerlerde fitneye sebeb olursa,
kullanması caiz olmaz. Geniş manto ile örtünmek adet olan yerlerde, kadının
çarşafla sokağa çıkması da böyledir. Ayrıca, islam örtüsü ile alay edilmesine
sebeb olarak, günah da olur. Namazda ve namaz dışında, avret yerini başkalarının
yan taraflardan görmemeleri için, örtmek farz olup, kendinden örtmesi farz
değildir.
İnsanların, birbirine
görünmesi ve bakması, dört türlüdür: Erkeğin kadına, kadının erkeğe, erkeğin
erkeğe, kadının kadına bakmasıdır. Erkeğin kadına bakması da dörde ayrılır:
Erkeğin yabancı kadına, kendi hanımına ve bakması caiz olan onsekiz akrabasına,
bakmasıdır.
Erkeklerin yabancı kadının yüzünden ve avuçlarının içinden
ve dışından başka yerine bakmaları dört mezhebde de haramdır. Kızların
yüzlerine şehvet ile bakmaları da haramdır.
Erkeklerin, erkeğin göbeği ile dizi arasına bakmaları
haramdır. Bunun dışına, şehvetsiz bakmaları caizdir. Hanımına tepeden tırnağa
kadar, şehvet ile dahi bakması ve bunların ona bakmaları caizdir.
Erkek, nikahla alması ebedi, sonsuz haram olan onsekiz
kadının başına, yüzüne, gerdanına, kollarına, dizden aşağı bacağına, şehvetden
emin ise, bakabilir. Göğüslerine, koltuk ve yanlarına (böğürlerine), uyluk ve
dizlerine ve sırtına bakamaz. Kadınların buralarına da (Galiz) ya’ni (Kaba
avret) yerleri denir. Her kadının, buralarını namazda, yabancı erkeklerin
yanında, şekli belli olmamak üzere geniş olarak örtmeleri lazımdır.
Bazıları, Müslüman hanımlarını aldatmak için, “İslamiyyetin
başlangıcında kadınlar örtünmezdi. Peygamber zamanında, Müslüman kadınları,
başları, kolları açık gezerlerdi. Sonradan, kıskanç din adamları, kadınların
örtünmelerini emrettiler. Kadınlar, sonradan kapandı. Umacı gibi oldu”
diyorlar. Evet, kadınlar açık gezerdi.
Fakat, hicretin üçüncü senesinde (Ahzab)
ve beşinci senesinde (Nur) sureleri
gelerek, Allahü teâlâ örtünmelerini emir eyledi.
Hurmet-i müsahere
Herhangi kadın ile
zina etmek veya herhangi bir yerine şehvet ile dokunmak, unutarak veya
yanılarak bile tutsa, Hanefide ve Hanbelide
(Hurmet-i musahere)ye sebeb olur. Yani, o kadının neseb ile ve süt ile olan
anası ve kızları ile o erkeğin evlenmesi, kızın da, oğlanın oğlu ve babası ile
evlenmesi ebedi haram olur. Bir baba ile kızı arasında hurmet-i musahere hasıl
olursa, bu kızın, anası ile babasının evli kalması ebedi haram olur. Damad ile kayın validesi arasında hurmet-i
musahere hasıl olursa damad, bu kadının kızı ile yani hanımı ile evli kalamaz.
Kızlar, kendilerinden emin olsalar da, yabancı erkeklere
dokunmaları caiz değildir. Şehvet ile dokunurlarsa, hurmet-i müsahere hasıl olur. Kızın ve ihtiyarların şehveti,
kalbinin meyletmesi demektir. Şehvete sebeb olmayacak derecede ihtiyar kadınla
müsafeha etmek (tokalaşmak) ve elini öpmek, kendinden emin olana caiz ise de,
yapmamak daha iyidir.
Baldız ve yenge
Baldız ve yenge de yabancı kadındır. Bunların da saçına,
başına, koluna, bacağına bakmak haramdır. Bunlar gibi yabancı akraba evine
gidince veya onlar gelince, kadın erkek birlikde oturmak, gülüp neş’elenmek
caiz değildir. Beraber oturmak adet olan ve haram olduğuna ehemmiyyet
verilmiyen yerlerde, fitne çıkarmamak ve akraba arasında düşmanlıklara yol
açmamak için, kadınlar erkek akraba yanında ve sofrada örtülü olarak, kısa
zaman oturur. Ciddi konuşulur. Bu görüşmenin kısa sürmesine ve seyrek olmasına
ve bilhassa bir yerde yalnız bulunmamalarına çok dikkat etmelidir. Dinini bilen
ve uyan, bilgili ve halis Müslümanlar, böyle birlikde hiç oturmamalıdır.
Cahillerle münakaşa etmemeli, dinimiz böyle emr ediyor diye ısrar etmemeli,
dünya işlerini ileri sürerek, tatlı söyleyip, akrabayı darıltmayarak, haramdan
kaçınmağa çalışmalıdır.
Kadınların birbirlerine avret yeri, erkeğin erkeğe avret
yeri gibidir. Şehvetten emin olan kadının yabancı erkeğe bakması, erkeğin
erkeğe bakması gibidir. Şehvet ile bakması haram olur.
Gayr-ı müslim ve
mürted kadınların [ve mürted amca ve dayının], Müslüman kadınlarına bakması,
ya’ni Müslüman kadınların bunlara görünmeleri, yabancı erkeklere görünmeleri
gibi, üç mezhebde de haramdır. Bunlar Müslüman kadınlarının bedenine
bakamazlar. Hanbeli mezhebinde caizdir. Zaruret olunca Hanbeli mezhebi taklid
edilir.
Kadınların bakılması haram olan yerlerinin aynadaki veya
sudaki görüntülerine şehvetsiz bakmak haram değildir. Çünkü, kendileri değil,
aksleri, benzerleri görülmekdedir.
Aksleri, resmleri,
kendileri değildir. Bunları görmek, kendilerini görmek olmaz. Resimlerine,
sinemadaki ve televizyondaki görüntülerine bakmak, aynadaki hayallerine bakmak
gibidir. Hepsine şehvetsiz bakmak caiz olup, şehvet ile bakmak veya şehvete
sebeb olacak görüntülerine bakmak, böyle sesleri dinlemek haramdır. Bunlara
şehvet ile bakan elbette vardır. Şehvete, harama sebeb olan resimleri yapmak,
basmak, resm etmek haram olur. Kadınların avret yerlerine cam, herhangi gözlük
ve su arkasından şehvetsiz de bakmak ve su içindeki kadına bakmak caiz
değildir, haramdır.
Vücuda yapışık olmıyan, dar olmayan elbise ile örtülü kadına
şehvetsiz bakmak caizdir. Kaba avret yerleri dar elbise ile örtülmüş kadına,
şehvetsiz de bakmak haramdır. Yabancı kadının iç çamaşırlarına şehvetle bakmak
haramdır. Sıkı, dar örtülmüş, kaba olmıyan avret yerlerine şehvetle bakmak
haramdır.
Kadının sokağa çıkması
Kadınların açık ve süslü olarak sokağa çıkmaları haram
olduğu gibi, mahrem olmıyan erkeğin bulunduğu yerlere böyle girmeleri de
haramdır. Avret yeri açık olarak cami içine girmek, daha büyük günahdır. Avret
mahalli açık olan kimselerin bulunduğu yere veya haram işlenen her yere (Fısk
meclisi) denir.
Müslümanların,
zaruret olmadıkça, fısk meclislerinde, yani fasıkların toplandığı yerlere hanımını
göndermeleri caiz değildir.
Îmanı olan hanımların, sokağa çıkarken baş, saç, kol, bacak
gibi kaba olmıyan avret yerlerini de örtmeleri bildirildi. Îmanın gitmemesi
için, haramdan çok korkmalıdır.
Yalnız keyflerini, zevklerini düşünenler, zevklerine kavuşmak
için, başkalarının zarara, felakete düşmelerinden çekinmiyenler diyorlar ki:
“Umacı gibi örtünmüş kadını görmek, insana sıkıntı veriyor. Süslü, açık, güzel
kadına, kıza bakmak ise, insana ferahlık, neşe veriyor. Güzel bir çiçeğe
bakmak, koklamak gibi tatlı oluyor.”
Halbuki, çiçeğe
bakmak, onu koklamak ruha tatlı gelmekdedir. Ruhun Allahü teâlânın varlığını,
büyüklüğünü anlamasına, Onun emrlerine uymasına sebeb olmakdadır. Kokulu,
tuvaletli, açık kıza bakmak ise, nefse hoş gelmekdedir. Kulak, renkden zevk
almaz. Göz de sesden zevk almaz. Çünkü, anlamazlar. Nefs, Allahü teâlânın
düşmanıdır. Zevklerine kavuşmak için her kötülüğü yapmakdan çekinmez. İnsan
haklarını, kanunları çiğner. Onun zevklerinin sonu yokdur. Kıza bakmakla
doymaz.
Onunla buluşmak, her
zevkini yapmak ister. Bunun içindir ki, bütün kanunlar, nefslerin
taşkınlıklarını önlemekdedir. Nefsin taşkın zevkleri, insanı sefalete,
hastalıklara, aile faci’alarına, felaketlere sürüklemekdedir. Allahü teâlâ, bu
faci’alara mani’ olmak için, kızların açılmalarını, yabancı erkeklere
yaklaşmalarını, içkiyi, kumarı yasak etmişdir. Nefslerinin esiri olanlar, bu
yasakları beğenmiyorlar. Bunun için, Ehl-i sünnet alimlerinin ilmihal
kitablarını kötülüyor, gençlerin bu kitabları okuyarak se’adete kavuşmalarına
mani’ oluyorlar.
arg�
M o : �?i 0`j n-right:12.3pt;margin-bottom:
0cm;margin-left:14.2pt;margin-bottom:.0001pt;text-indent:1.0cm;tab-stops:16.0cm'>Dâmâda kayın valdesinin anadan ve babadan olan anaları da
mahremdirler. Mahrem olmıyan akrabâsı eve gelince, kocasının veya akrabâ
kadınların yanında, yüzünden başka her yeri örtülü olarak hoş geldiniz der. Kahve,
çay gibi şeyler getirir. Fakat, yanlarına oturmaz. lbuki ~ � z m �?i 0`j , insanların yorumuna göre değiştirilemez. İnsanların anlayışına, yorumuna göre dinde değişiklik yapılsaydı bugüne kadar din diye bir şey kalmazdı. İnsan sayısı kadar din(!)çıkardı ortaya. Burada esas kabahat konuyu ortaya atanlarda. Evlenirdi, evlenemezdi diye kasıtlı olarak tartışma çıkartanlarda.
Sanki İslamiyet yeni geldi veya Türk halkı yeni Müslüman
oldu, bunun için olur mu olmaz mı bilemiyorlar! Beyler, İslamiyet geleli 15
asır oldu, Türkler 10 asırdır Müslüman. Bu kadar zamandır, bu mesele bilinmiyor
muydu, kimse evlenmedi mi, nasıl evlenileceğine açık oturumlarda mı karar
verilecek? Dedik ya maksat o değil, maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmek, bu
vesile ile dine hücum etmek, kötülemek.
Fazla bir dini bilgisi olmayan, sıradan bir Müslüman bile,
İslam dininde, bir Müslüman erkeğin, kitap ehli dediğimiz, Hıristiyan ve Yahudi
kadın ile evlenebileceğini; fakat dinsiz, ateist kadınla evlenemeyeceğini
bilir.
Yine, Müslüman bir kadının, sadece Müslüman erkekle evlenebileceği,
kitap ehli de olsa başka din mensubu ile evlenemeyeceğini, evlendiği takdirde
dinden çıkmış olacağını da bilir. Din bir inanç meselesidir. Kabul edersin veya
etmezsin o ayrı. Ama kabul etmişsen, dinin kuralına uymak zorundasın. Uyamasan
bile bu kuralı, inkâr etmeyeceksin, işine geldiği gibi değiştirmeye
kalkışmayacaksın. Bunun akla, mantığa uygunluğunu tartışmayacaksın. Dine
inanmanın gereğidir bu.
lD � i < �?i 0`j >
"Ey
kadınlar, ancak mahreminiz olan erkeklerle konuşun, mahreminiz olmıyanlarla
konuşmayın!"
Erkeğin erkek için ve kadının kadın için avret yeri, diz ile
göbek arasıdır. Bir kadın, başka bir kadının, göbek ile diz arasına bakamaz.
Zaruretsiz bakarsa, haram işlemiş olur. Kadının yabancı erkek için avret yeri,
el ve yüzünden başka, bütün bedenidir. Başkasının avret yerine, lüzum yokken,
şehvetsiz de bakmak haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Erkek
erkeğin, kadın kadının avret yerine bakamaz, helal değildir."
"Erkeğin
kadına, kadının da erkeğe (şehvetle) bakması haramdır."
Hz. Ümm-i Seleme validemiz anlatıyor:
Resulullahın yanında iken, iki gözü de görmiyen İbn-i Ümm-i
Mektum hazretleri, izin isteyip içeri girdi. Resulullah bize, "İçeri
girin" buyurdu. "O a'ma değil mi, bizi görmez" dedim. "O sizi görmüyorsa, siz onu görüyorsunuz"
buyurdu.
Lezbiyenlik
Erkeklerin eşcinselliğine livata, homoseksüellik;
kadınlarınkine lezbiyenlik denir.
Kalb, göze tabidir. Gözler haramdan sakınmazsa, kalbi
korumak güç olur. Kalb, harama dalarsa, günahlardan sakınmak güç olur. O halde,
imanı olanların, haram işlememesi, harama bakmaması lazımdır. Erkeklerin
eşcinsel olması, haram olduğu gibi, kadınların da eşcinsel olması haramdır.
Kadının da herhangi bir kadına şehvet ile dokunması ve bakması haramdır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Kadının
kadına yaklaşması [lezbiyenlik, safizm] zinadır."
"Erkeğin
erkeğe, kadının kadına yaklaşması zinadır."
"Erkek
erkekle, kadın kadınla (zaruretsiz) aynı yatakta yatamaz."
"Erkek
erkekle, kadın kadınla yetinirse, ümmetim helak olur."
"Erkek
erkekle, kadın kadınla (uygunsuz iş için) beraber olamaz."
"Ahır
zamanda eşcinsel üç kısım olur: Bir kısmı konuşmak ve yüze bakmakla, diğeri,
tokalaşmak ve kucaklaşmakla yetinir. Bir kısmı da bu işi bilfiil yapar. Allahın
laneti bunların üzerine olsun! Eğer ki tevbe ederlerse, tevbe edenin tevbesini
Allahü teâlâ kabul eder."
Kadınların, kadınlara şehvet ile bakması ve dokunması,
kocasından başkasına, erkek ve kadın, kim olursa olsun, yabancıya süslenmeleri
caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
"Bir
kadın, koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir toplumun
yanından geçerse, ona da, bakana da, zina günahı yazılır."
Erkekle kadın, başka cinsten oldukları için, bir araya
gelmeleri nisbeten güçtür. Kadının kadına yaklaşması ise daha kolaydır. Bunun
için kadının kadına bakması ve dokunması, erkeğin kadına ve kadının erkeğe
bakmasından daha kötü olabilir.
Kadınların, Kur'an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini
erkeklere duyurmaları haramdır. Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise
mekruh olur. (Tergibüssalat, Hadika)
ma� � - o 0`j x�i gin-right:14.4pt;margin-bottom:
0cm;margin-left:14.2pt;margin-bottom:.0001pt;text-indent:1.0cm'>SORU: Kadın
sırf kocasına karşı süslenmek niyetiyle estetik ameliyat olması, meselâ burnunu
veya kulağını biraz küçültmesi, karnını küçültmesi câiz midir?
CEVAP: Değildir. Estetik sadece, nefrete mucib olan, anormal
hallerde, görünüşlerde caiz olur
***
SORU: Nisâiye
hastası bir kadını, muayene ettirmek için gayr-i müslim bir kadın doktoru mu,
yoksa sâlih erkek bir doktoru mu tercih etmelidir?
CEVAP: Kadın doktoru tercih edilmelidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder